Arama

Tataristan'dan Osmanlı'ya uzanan şifalı bir el

Yayınlanma Tarihi: 25.01.2024 13:53 Güncelleme Tarihi: 25.01.2024 14:23

Balkan Harbi’nde, Tataristan’dan Anadolu’ya uzanan şifalı bir el Ümmü Gülsüm Kemalova’nın Türk kadınına örnek hayat hikayesi…

🔸 Balkan Harbi'nde, Tataristan'dan Anadolu'ya uzanan şifalı bir el…Ümmü Gülsüm Kemalova. Tataristan'ın Çistay şehrinde dünyaya gelir, yaşadığı yerle aynı isme sahip medresede eğitim görür.

🔸 Burada Tatar halkının bağımsızlığı için hayatlarını ortaya koyan; Ayaz İshaki, Abdullah Tukay ve Fatih Kerimi gibi isimler de bulunmuştur.
Onun milliyetçilik fikirlerinin yeşermesinde bu isimlerin etkisi oldukça fazladır.

🔸 Ümmü Gülsüm'ün Rusya'da öğrenim gördüğü esnada Balkanlarda bi savaş patlak verir. Bu haberi aldıktan sonra Gülsüm, üç arkadaşını yanına alarak özlemini duyduğu Osmanlı topraklarına doğru yola koyulur. Türk dünyasının umudu Anadolu'dur, böyle düşünür Kemalova.

🔸 8 Kasım 1912 tarihinde İstanbul'a ulaşan Ümmü Gülsüm, cephe gerisinde yaralılara şifa dağıtacaktır. Hilâl-i Ahmer bünyesindeki Kadırga Hastanesi'nde görev yapmaya başlar.

🔸 Bu süreçte Enver Paşa bizzat ziyaretine gelir ve yardımları için ona ve beraberinde gelen arkadaşlarına teşekkür eder. O, bir yandan hemşirelik yaparken bir yandan da Türk kadınının içinde bulunduğu durumu değerlendirir.

🔸 Vakit buldukça Ziya Gökalp ve Halide Edip ile görüşür. Rus tahakkümü altındaki Müslüman kadınların sıkıntılarını anlatır, çözümler arar.
Kemalova ve arkadaşları yalnızca yaralı Türk askerlerine yardım etmekle kalmaz Türk tarihindeki önemli olaylara da öncülük yaparlar.

🔸 Müdaafa-i Milliye merkezine bi mektup yazar ve kadınlar heyetinin kurulmasını talep eder.Taleplerine olumlu dönüş yapılır ve Darülfünun'un konferans salonunda kadınların toplanmasına izin verilir. Altı bin kadının katıldığı bu konferansta Ümmü Gülsüm: "Vatan ve millet yolunda erkekler ile muhârebeye gidip can veren, onları gayrete getiren İslâm kadınlarını, Hz. Âişe'yi hatırlayalım. Biz Müslüman kadınları olarak da bugün varlığımızı gösterelim" Der.

🔸 Onun bu sözleri Türk kadınına büyük moral olur. İşte, Kemalova Osmanlı topraklarında kaldığı 5 ay boyunca hem cephe gerisinde hem de kürsülerde vatan davasını sonuna kadar savunur. Savaş sonrası doğduğu topraklara döner. Burada Akçura ailesinden Abdullah Bey ile evlenir ve çocukları olur.

🔸 Akçura ailesinin mutluluğu çok sürmeyecektir. Stalin zulmü oğlunu ve eşini ondan koparır. Türklerin aydın yüzü 1957 yılında, Tataristan'ın başkenti Kazan'da hayata gözlerini yumar…

Sunucu/Editör: Sümeyye GEDİZLİ
Kamera: Serkan Hervenik
Kurgu: Serkan Hervenik

💠💠💠

FİKRİYAT.COM SOSYAL MEDYADA!

Fikriyat'ı aşağıdaki sosyal medya adreslerinden takip edebilirsiniz;

👉 TWITTER

👉 INSTAGRAM

👉 FACEBOOK

👉 YOUTUBE 🔔

👉 Fikriyat.com mobil uygulamasını ise buradan indirebilirsiniz.

Görüş ve önerileriniz için bizlere ulaşabileceğiniz e-posta adresimiz:

fikriyat@fikriyat.com.tr

Haberin Devamı

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan FİKRİYAT veya fikriyat.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
Mağcan Cumabayoğlu

Mağcan Cumabayoğlu

Yirminci yüzyıl Kazak edebiyatına zirveyi yaşatan Mağcan Cumabayev, Türkistan bölgesinde Türklerin...

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN