Arama

’ı bugüne uygulamak, istemek değildir!

İslâm’ı bugüne uygulamak, reform istemek değildir!

Cumhurbaşkanı , geçtiğimiz günlerde bir konuşmasında "lar kendisini güncellemeli" dedi ve içtihadın öneminden bahsetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözlerine, İlahiyat Fakültelerinden destekleyici açıklamalar geldi. Erdoğan'a bir destek de, Fikriyat yazarı 'den geldi. Çakırgil, bugün Star'daki köşesinde çarpıcı bir yazıya imza attı.

Fikriyat yazarı Selahaddin E. Çakırgil'in bugün Star'da kaleme aldığı yazı:

Bazıları şimdi, 'Tayyip Bey'in yorumcusu musun?' diyeceklerdir. Ne ben onun yorumcusuyum, ne de onun buna ihtiyacı vardır. Esasen, o kendi yorumunu kendisi yapar, başkasına bırakmaz. Ben sadece bu sözlerin günlük dağdağalar arasında kaybolmaması için tarihe bir not düşmek istiyorum. Çünkü bunlar, nicelerimizin de sorularına cevap teşkil ediyor..

'Yanlışları yok mu?' diyenlere, 'Siz yanlışsız birisi mi arıyorsunuz?' derim. Ancak, temel aqıdevî konularda yanlış yapılmıyorsa, yorum farklılığı daima olacaktır.

***

Tayyip Bey, meydanlara, 'Ben seçilirsem, alışılmış cumhurbaşkanı olmam..' diyerek çıkmıştı ve bugün o dediğini gerçekleştiriyor ve cumhûr'un ortalamasının meseleleri konusunda görüşünü açıklıyor.

Söz gelimi, 8 Mart günü büyük bir hanımlar kitlesine hitap ederken şu ilginç sözleri söyledi:

'Din adamı' olarak ortaya çıkıp da kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan görüşler dile getiriyorlar. Anlamak mümkün değil. Bunlar bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da âciz bunlar. Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız.

Beni birçok hocaefendi tefe koyacak, o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.

(…) Bütün ilim dallarında yetki sahibi olan hocalarımız var. Bütün bu hocalarımız ne iş yapıyorlar. Niçin bu alanı bu adamlara kaptırıyorlar.

FETÖ olayı da böyle oldu. Asıl konuşması gereken konuşmayınca meydan FETÖ'ye kaldı..(…) Bu alan, bu tür adamlara alan bırakılırsa işte böyle zaaflar ortaya çıkar. Bu konularda tavır koyması gereken hocalarımızın, ilahiyatçılarımızın ya sesleri çıkmıyor, ya duyulmuyor, ya da korkuyorlar.'

***

Bu tespitler, sadece F.G. için değil, daha niceleri için de geçerli değil mi? (Ki, İstanbul'da bir Müftü Yardımcısı arkadaşa aylarca önce bu gibi konularda, 'Diyanet niye susar?' dediğimde, 'Diyanet'in eli-kolu bağlıdır..' demişti.)

***

Tayyip Bey'in irticalen yaptığı bu konuşmayı çarpıtmak isteyenler olacaktı elbette..

Bunun içindir ki, 9 Mart günü yaptığı konuşmada, kendi görüşüne açıklık getiriyor ve,'…Asla değişmeyecek kurallar da vardır. Mesela İslam'ın son din olduğu asla değişmeyecek bir hakikattir. Kur'an-ı Kerim'de bize açıkça ifade edilen hükümler, yani nâslar asla değişmemiştir, değişmeyecektir. Dinimiz İslam ve Kur'an, Rabbimizin emri gereği, Kıyamet'e kadar câridir. Bu da, dinimizin ve kitabımızın bunda sonra da söyleyecek sözü olduğuanlamına gelir. Ama bunlardan hareketle, yapılan içtihadla ve uygulamadaki karşılıklar elbette zamana göre değişecektir. Zamanın değişmesi ile ahkâmın da değişeceği, Mecelle kaidesidir. Eğer biz içtihadları değiştirmezsek, yani uygulamaya ilişkin kurallar içinde bulunduğumuz nâsları uygun şekilde yenilemezsek kendi kendimizi kandırmış oluruz. (…) Hiç kimsenin böyle bir kafa karışıklığı yaratmaya dinimizi karikatürize etmeye hakkı yoktur. Bizim isyanımız işte bu hadsizlikleredir. Biz dinde aramıyoruz ama önüne gelen böyle çıkıp da kadınlarla ilgili, ileri-geri bu tür şeyleri konuşmalarının İslam'a getirdiği lekeyi görmezlikten gelemeyiz. (…) Üzerinde sorumluluğu olan bir insan olarak dinimize getirilen bu zaafiyete de bizim tahammülümüz yok bildiğimizi söylemek zorundayız. (…) Dünkü yaptığım konuşmadan sonra birileri konuşmaya başladı.

Siz bu 'fakir'i korkutamayacaksınız, hak ne ise ben onu söylemeye devam edeceğim. Kitabımızın, İslam'ın hükümlerini sağa sola evirip çevirmeye hakkınız yok. Bu tür gözlüklerle bakarak dinimize fatura kestirmeye hakkınız yok!'

***

Evet, İslam'ın, 'ahkâm-ı evveliye' de denilen kesin değişmez sâbiteleri vardır ama bugün ve yarınlara şâmil olacak şekilde yorumlanacak hükümleri elbette vardır ve olacaktır.

Sözgelimi, 'Düşmana karşı atlar hazırlayın..' hükmünü, bugünün silahları şeklinde anlamayacak mıyız? Tuhaf konuşmalar yapanlar da, görüşlerini, -işlerine gelmediğinde-bid'at saydıkları bugünün modern iletişim vasıtalarıyla yaymıyorlar mı?

Hangimiz, Hacc'a, geçmiş asırlarda olduğu gibi dört ayaklılarla gidiyoruz?

'İslam'ın güncelleştrilmesi'nden benim anladığım bu..

- Star

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN