Arama

  • Anasayfa
  • Gündem
  • Zulmün zirve yaptığı bir dönem: Yorucu eğitimlerle orucu bıraktırıyorlardı!

Zulmün zirve yaptığı bir dönem: Yorucu eğitimlerle orucu bıraktırıyorlardı!

Zulmün zirve yaptığı bir dönem: Yorucu eğitimlerle orucu bıraktırıyorlardı!

'ta Kıdemli Üstçavuş olan Sürel, antidemokratik uygulamalar nedeniyle gönül verdiği üniformasına veda etmek zorunda kaldı. "28 Şubat süreci, zulmün zirve yaptığı bir dönem" diyen Sürel, askeri okullarda baskılara maruz kalındığını dile getirdi. Sürel, "Camiye gitmek yasaktı, oruç tutmak yasaktı. Gizli oruç tutanlara da yorucu eğitimlerle orucu bıraktırıyorlardı" dedi.

sürecinde, Kıdemli Üstçavuş olarak görevini sürdürürken "irtica" gerekçesiyle ihraç edilen , o günlerde yaşadığı sıkıntılar nedeniyle çocuklarına iyi babalık yapamamanın üzüntüsünü yaşıyor.

Halen Hazine Müsteşarlığında şube sorumlusu olan 48 yaşındaki Sürel, yaptığı açıklamada, Türkiye tarihine postmodern olarak geçen "28 Şubat" sürecindeki baskılar nedeniyle birçok kişinin hayatının alt üst olduğunu söyledi.

1984'te askeri okula girdiğini, sonrasında da 9 yıl 10 aylık görevi sırasında farklı birliklerde çalıştığını belirten Sürel, 1998'de Muş İl Jandarma Komutanlığında Kıdemli Üstçavuş görevindeyken Yüksek Askeri Şura kararıyla "irtica" gerekçesiyle ordudan atıldığını ifade etti.

"28 Şubat süreci, zulmün zirve yaptığı bir dönem." diyen Sürel, askeri okullarda baskılara maruz kalındığını dile getirdi. Sürel, "Camiye gitmek yasaktı, oruç tutmak yasaktı. Gizli oruç tutanlara da yorucu eğitimlerle orucu bıraktırıyorlardı." dedi.

Başörtüsü nedeniyle eşine uzun süre sağlık cüzdanı çıkaramadıklarını aktaran Sürel, "Sağlık cüzdanı olmayınca sistemin içerisine giremiyorsunuz ve muayene olmanız mümkün olmuyor. Bir şekilde cüzdanı aldık ama tekrar sıkıntı yaşamamak için kendi sağlık cüzdanımın boş sayfalarını eşimin kullanılan sayfalarıyla değiştiriyordum." diye konuştu.

"KOBAY HAYVANI GİBİ 'NUMUNE İLAÇ' KULLANMAK ZORUNDA KALDIK"

İhraç edildikten sonra Muş'ta yaşamını esnaf olarak sürdürmeye başlayan Sürel, yaşadıklarını şöyle anlattı:

"İnsan çocukluktan gençlik dönemine kadar askerlik yapınca, oradaki bilgi birikiminizin, başarınızın dışarıda bir karşılığı yok. Dışarıda bunu telafi edecek bir ortam da söz konusu değil. Bilmediğimiz bir işe girmek zorundaydık. Çünkü başka yerde iş bulma şansınız yoktu. Devlet kurumunda veya bir şirkette işe başlamak, hayatınızı devam ettirmek söz konusu değildi. Ticaretle uğraştığımız dönemde Bağ-Kur primlerimizi yatıramadığımız için hastane imkanlarından faydalanamıyorduk. Eşimin eczanede çalışan kardeşi bize bir kutu ilaç numunesi yolladı. Hastalandığımızda kobay hayvanı gibi o ilaçlardan kullanmak zorunda kaldık."

Muş'ta 13 yıl kaldıktan sonra çıkan kanunun ardından 2011'de Hazine Müsteşarlığına atandığına işaret eden Sürel, halen burada görevini sürdürdüğünü anlattı.

"ÇOCUKLARIMIZA ÇOK İYİ BABALIK YAPAMADIK"

Eşine ve çocuklarına, o süreçte destek oldukları için teşekkür eden Sürel, "Bu sıkıntılı dönemlerde çocuklarımıza çok iyi babalık yapamadık. Onlarla yakından ilgilenemedik. En büyük üzüntü duyduğum nokta budur. Belki 28 Şubat süreci yaşanmamış olsaydı Türkiye geldiği bu noktanın çok daha ilerisinde olurdu." dedi.

28 Şubat sürecinde ihraç edilenlerin dik duruşları, karakterleri ve şahsiyetleri olduğunu kaydeden Sürel, "Bu duruşu olan arkadaşlar, orduda görev yapmış olsalardı darbe girişimi de yaşanmayacaktı, olayları da bugünkü hale gelmeyecekti." değerlendirmesini yaptı.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN