Arama

Hacı Arif Bey

19. yüzyılın en önemli Klasik Türk müziği bestekârlarından

  • Doğum Tarihi 1831
  • Doğum Yeri İstanbul
  • Ölüm Tarihi 28 Ocak 1885
  • Ölüm Yeri İstanbul
19. yüzyılın en önemli klasik Türk müziği bestekarlarından biri olan Hacı Arif Bey, "Kürdilihicazkar" makamı ile "Müsemmen" usulünü bulan isimdir. Yalnızca sanatıyla değil aynı zamanda farklı yaşantısıyla da dikkat çeken Hacı Arif Bey, uzun yıllar boyunca, Osmanlı'da Türk musikisi öğretimi vermek amacıyla kurulan Muzıka-yi Hümayun'da hocalık yaptı ve pek çok eserini hocalığı esnasından başından geçen ilginç olaylar neticesinde oluşturdu. Peki, Türk musikisi tarihinin sayılı hanendeleri arasında sayılan bestekar Hacı Arif Bey kimdi? II. Abdülhamid'in hakkında verdiği hüküm neydi? İşte, hayatı ve eserlerine dair çarpıcı ayrıntılarla Hacı Arif Bey...

HAYATI

◼️ 1831 yılında İstanbul'da doğan Hacı Arif Bey, Eyüp Şer'i Mahkemesi Başkâtibi Bekir Efendi'nin oğludur. Küçük yaşta sıbyan mektebinde iken sesinin güzelliğiyle dikkat çeken Hacı Arif Bey, mektebin ilâhicibaşısı oldu.

◼️ Mûsikiye olan kabiliyetinin, komşusu bestekâr Şâhinbeyzâde Mehmed Bey tarafından anlaşılması üzerine ondan ilk mûsiki derslerini almaya başladı. Bu arada yine komşusu olan Hâfız Mehmed Zekâî Efendi'den bazı eserler meşketti.

◼️ Mûsikide ilerleme kaydedince hocası Mehmed Bey onu Hamâmîzâde İsmâil Dede ile tanıştırdı. Ârif'i çok beğenen İsmâil Dede kendisine bir müddet ders verdi.

 

GENÇLİĞİ

◼️ Eğitim hayatında gösterdiği başarı sayesinden sarayda Sultan Abdülmecid'den yakınlık gördü ve yirmi yaşlarında ona mâbeyinci oldu.

◼️ Bir müddet sonra Harem-i Hümâyun'daki câriyelere meşk hocası tayin edildi.

EVLİLİĞİ

◼️ Sarayda meşk hocalığı yaptığı esnada Çeşmidilber adlı câriyeye âşık olunca onunla evlendirildi ve saraydan uzaklaştırıldı. 19 yaşındaki Arif Bey, 15 yaşlarındaki Çeşm-i Dilber'e hislerini, Şeyh Galip'in gazelini kendi bulduğu kürdilihicazkâr makamında besteleyerek ifade etti:

"Geçti zahm-ı tîr-i hicrin, tâ dil-i nâşâdıma,
Merhamet ey gamze-i câdû, yetiş imdâdıma,
Öyle bî-hûş eyledin âzâr ile kim tâbımı"

"Bir ok yarası gibi geçti, kederli gönlümü sana verdiğimden beri
Merhamet eyle güzel gamzeli, yetiş imdadıma
Öyle bir aldın ki aklımı, tükettin takadımı"

◼️ Ancak hanımının kendisini terk etmesi üzerine tekrar saraya alındı ve yine câriyelere meşk hocası olarak görevine devam etti.

 

KÜRDİLİHİCAZKAR

◼️ Arif Bey'in bu sıralarda kürdîli-hicazkâr makamında bestelediği, "Niçin terkeyleyip gittin a zâlim" mısraı ile başlayan şarkısı bu ayrılıktan duyduğu üzüntüyü dile getirmektedir:

"Niçin terkeyleyip gittin a zâlim
Seni sevmek midir bilmem vebâlim
Fedâ olsun sana bu cân û mâlim
Yine görmekliğe yoksa mecâlim
Hayâlindir hayâl-i hasbîhâlim"

SANATÇI KİŞİLİĞİ

◼️ Hacı Ârif Bey hiçbir sazı çalmasını, hatta nota yazısını dahi öğrenmediği halde bestekârlık dehası ile zamanının mûsikişinasları önemli bir yere sahip olmuştu.

◼️ Hamâmîzâde İsmâil Dede'den sonra XIX. yüzyılın en büyük bestekârı ve özellikle şarkı formunda Türk mûsikisinin en önde gelen sanatkârı kabul edilmiştir. Şarkılarının çoğunun güftesi Mehmed Sâdi Bey'e ait olan Ârif Bey oldukça üretken bir sanatkârdır.

◼️ Süratle beste yaptığı, hatta bir gecede sekiz şarkı bestelediği söylenir.

◼️ Sultan Abdülaziz'in verdiği bir güfteye yedi ayrı makamda beste yapması da bu alandaki gücünün en büyük delilidir.

 

VEFATI

◼️ Hacı Arif Bey, vefatından bir yıl kadar önce kalp hastalığına yakalandı. Kürdîli-hicazkâr makamındaki, "Gurûb etti güneş dünyâ karardı" mısraı ile başlayan şarkısını besteledikten kısa bir süre sonra 28 Haziran 1885 tarihinde Muzıka-yi Hümâyun'daki odasında vefat etti ve Beşiktaş'ta Yahyâ Efendi Dergâhı'nın hazîresine defnedildi.

"Gurub etti güneş dünya karardı
Gül-i bağ-ı emel soldu sarardı
Felek de böyle matemler arardı
Gül-i bağ-ı emel soldu sarardı"

 

ESERLERİ

◼️ Aynı zamanda şiirle de uğraşan ve bir kısım bestelerinin güftesini bizzat yazmış olan Ârif Bey, 1000'i aşkın şarkı ile 100'den fazla ilâhi ve diğer formlarda eser bestelemiş, ancak bunlardan yaklaşık üçte ikisi notasızlık yüzünden unutulmuştur.

◼️ Bir tespite göre günümüze ulaşan eserleri kırk dört makamdan meydana gelmiştir. Bunlar arasında en çok nihâvend, kürdîli-hicazkâr, hicaz, sûzinak, karcığar, uşşak, hicazkâr, muhayyer, hüzzam, rast, sabâ, ısfahan ve hüseynî makamlarının tercih edildiği görülmektedir.

Biyografinin daha detaylı halini okumak için tıklayın

2022 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN