Arama

yazıyor

Erdoğan doktrin yazıyor

Şimdi yazının başlığını gören kuvvetle muhtemel abarttığımı düşünecektir. Hatta Sayın 'a sözüm meclisten dışarı "yağ çektiğimi" bile düşünen olabilecektir zannediyorum. Öncelikle, Sayın Erdoğan'a yağ çektiğimi düşünen Sayın Okuyucum olursa, yazıyı okumayı hemen bırakmasını istirham ederim ondan. Yazının bu düşüncelerle okunması naçizane bu kardeşinize bir zül'dür

Bir devlet adamının hasletini, maharetini "yağ çekiyor" suçlaması olacak diye yazmamak da o devlet adamına yapılmış bir haksızlıktır. Bu yüzden "yağ çekiliyor ya da çekilmiyor" münakaşalarından önce bu iddia ortaya atılırken sunulan delil ya da kanaatlerin zayıflığı veya güçlülüğüne bakmak gereklidir her şeyden önce.

Eğer devlet adamı gerçekten ama gerçekten başarılı, yetenekli, çalışkan, cesur ise onu yazmamak o devlet adamına olduğu kadar doğruları duymayı hak eden halka yapılmış bir haksızlık değil midir?

Hangi vicdanla (eğer gerçekten varsa) bu yetenekleri göz ardı edebileceksiniz? Göz ardı ederseniz, kendiniz bile tarafsız olduğunuza inanabilecek misiniz? Kendi kendinize ADİL olduğunuzu söyleyebilecek misiniz.

Bir de yazabilmeyi BATI(LI)YA özgüymüş gibi bir Doğulu devlet adamından DOKTRİN beklememek, geldiyse de buna burun kıvırmak kahredici aşağılık kompleksinden başka bir şey değildir. Ezberini yapmış çocukların birbirilerine sevindirik bir şekilde şiir okuma yarışına girmeleri gibi sözüm ona koca koca Uluslararası İlişkiler Uzmanları Profesörler, Batılı Doktrinleri bir çırpıda okurlar ama Doğulu bir devlet adamı doktrin ilan etse aynı haz ve aşkla bir de aşağılayarak buna karşı çıkarlar. Doğulu devlet adamı onlara göre Doktrin ilan edecek durumda değildir asla?!

Neyse, asıl konuya gelelim. Erdoğan, nasıl doktrin yazıyor? Aslında Erdoğan'ın kendisi bile "bu da benim doktrinimdir" diye ortaya çıkıp ilan ettiği bir şey yok.

Doktrin şeklinde nitelendirmeyi şahsen ben yapıyorum. Bu nitelendirmeyi de konuyu daha iyi açıklayabilmek için kullanıyorum. Bu durum Dünya Tarihini ilgilendiren bir olay ve bu haliyle bu hadiseye FİİLİ DOKTRİN dersek daha doğru bir tanımlama yapmış oluruz.

Çünkü ortada yapılmış bir ilan yok ama fiili bir durum var. Nedir bu fiili durum. 'nin gerilemesi, kimileri inanmasa da Türkiye'nin güçlenmesi. Tabi Türkiye'nin güçlenmesi derken güçlülükte ABD'yi geçmesi değil elbette.

Burada kastedilen şey ivmelerin ne yönlü olduğudur. ABD hâlâ süper güç ama ivme aşağıya doğru Türkiye ABD'den güçlü değil ama ivme yukarıya doğru yani güçlenme eğiliminde.

ABD'nin aşağı yönlü ivmesini değerlendirmeye almadan önce Türkiye'nin yukarı yönlü ivmesini değerlendirecek olursak her şeyden önce tabi ki çalışkanlık etkenine vurgu yapmamız gerekir. Türkiye, son 15 yıldır her alanda muazzam adımlar atmaktadır. Kaynakları yaklaşık 80 yıldır belli olan Türkiye'nin bu adımları atması gerçekten şaşırtıcıdır.Ne petrol ne doğalgaz, ne altın ne de başka bir kıymetli maden bulmayan Türkiye bu adımları atılmasını sağlayan kaynakları nereden buldu o halde.

Kaynak filan yok, belki ilerde o da olabilir ki buna inanıyorum. Şu aşamada sadece var olan kaynakların verimli bir şekilde kullanımı var. İşte bu da liderin heyecanlandırdığı, çalışma aşkını arttırdığı ortamlarda olur. Erdoğan'ın yaptığı da budur. Gayreti, çalışma azmi, sürati ve süresi elbette halkta karşılıksız kalmıyor.

Halkın Sayın Erdoğan'ın bu çalışma azmine karşılık verdiği desteği her yerde görmeniz mümkündür.

Sayın Erdoğan'ın gayreti, halkın bu gayret karşısında ona olan coşkun desteği (kimileri bir türlü kabul etmese de) elbette ülke genelinde bir sinerjinin oluşmasına sebep olmaktadır.

Elindekilere yeni bir şey ilave etmeden yatırımlarını sürekli arttıran Türkiye'nin geldiği bu noktayı nasıl açıklamak mümkün aksi takdirde.

Bu şekilde ilk olarak çalışkanlık etkenine dikkat çekmiş olduk.

İkinci etken ise "ALTI, KAYNAKLARLA DOLDURULMUŞ CESARETTİR".

Kaynaklarla doldurulmuş cesaret diyoruz, altı doldurulmamış cesaret, bunu gösterene felaket getirir. Yani, minareden atlamak cesaret değildir. Bu arada tam tersi de kesinlikle yanlıştır. Yani, altı dolu olsa da hâlâ korkak kalmak, cesaret gösterememek!

Sayın Erdoğan'ın yaptığı ikinci amil de altı doldurulmuş cesarettir. Bu da uluslararası terazide nerede olduğunuzu gösteriyor size. Bunu görebilmeniz için de iki şey yapmanız gerekecektir. Birincisi, çok çalışıp eksikleri tamamlamak. İkincisi ise eksikler tamamlandıktan sonra da Cesurca uluslararası camiada haklarını yedirmeden güçlenmeye devam etmek.

Türkiye de bunu yapıyor işte.

Yıllarca çalıştırılmadık, kaynaklarımızı Batılılar yok pahasına kullandı. Bunun sonucunda da yine yıllarca ödümüz patlar halde tavuk gibi korka korka hayat sürdük. Şimdi ise çalışıyoruz ve çalışkanlığımıza paralel olarak cesurca adımları atmaya devam ediyoruz. Altı doldurulmuş cesareti gösterdiğimiz için de yıllarca bize yapılan blöfleri bir bir aşıyoruz.

ALTINI DOLDURAMAZSAN CESARET GÖSTEREMEZSİN, CESARET GÖSTEREMEZSEN DE SANA YAPILAN KORKUTMA HAMLESİNİN BLÖF OLDUĞUNU ORTAYA ÇIKARAMAZSIN.

Erdoğan da çalışıp, altını doldurduktan sonra cesaret gösteriyor ve böylelikle bize yapılan hamlelerin blöf olduğunu bir bir ortaya çıkartıyor.

Bunu anlamak için sadece tarihe bakmak yeterlidir. Sağduyu ve bilginizle tarihe bakın, ABD hiç bu kadar geri adım atmış mıydı?

Eskiden Türkiye heyetleri ABD'ye giderdi. Şimdi tam tersi olmuyor mu? ABD'den bize heyetler gelmiyor mu? Bunların bir karşılığı yok mu gerçekten?

İşte bu noktada da ERDOĞAN DOKTRİN YAZIYOR diye boşuna söylemiyorum.

Karşımızda sadece ABD'nin attığı geri adımları yok. Etrafımızda üstelik güçlü ülkelerden müteşekkil bir halka toplanıyor. DOKTRİN de bu şekilde yazılmış oluyor.

Peki yazılan FİİLİ Doktrin nedir:

ALTI DOLDURULABİLMİŞ CESARETİ GÖSTERİRSEN OYUNU BOZARSIN.

Türkiye de oyunu bozuyor üstelik bu bozulan oyunun Türkiye'deki aydıncıkların sorgusuz-sualsiz iman ettikleri BATI da farkında. Oyun bozuldukça başta Almanya olmak üzere AB'nin güçlü ülkeleri etrafımızda toplanmaya başladı bile.

Öte yandan Uluslararası konjonktür Türkiye'ye destek anlamında son derece müsaittir. operasyonu, Avrupa'ya, ABD egemenliğinden çıkmak için büyük bir fırsat sunmuştur. Başka türlü başını kaldıramayan AB, Türkiye'nin kararlı tutumunun arkasından yürümeye başlamıştır.

Almanya, (BMGK'ya bizi değil 'i şikayet eden) Fransa, (Aile Bakanımızı ülkesine sokmayan) Hollanda, Rusya, İngiltere'nin açıklamalarını lütfen medyadan okuyun.

Hele Hollanda'nın açıklamaları sanki kardeş ülke Azerbaycan'ın açıklamaları gibi: - bağı güçlü diyor ve PKK, AB listesine dahil bir terör örgütüdür diyor. Bu sözleri yıllardır söylemiyorlardı.

AB, Türkiye'nin ABD'ye açık meydan okumasıyla ilk defa ABD'ye karşı temkinli de olsa Türkiye'nin açtığı yoldan bir koalisyon oluşma ihtimalini asla kaçırmak istemiyor. , ülkesindeki sol gruplar tarafından Türkiye'ye silah satmakla suçlanıyor. Ülkesinde birçok ABD üssü olan, İsrail'e senelerdir tazminat ödeyen Almanya için ve Almanya'ya göre vaziyet alan Hollanda için Türkiye'nin meydan okuması büyük bir fırsattır.

Almanya, Zeytin Dalı operasyonu başlar başlamaz, Türkiye için "gazetecilerin rahatlık gidebileceği bir ülke" açıklamasını yaptı. Hani, Dünyada en çok gazetecinin mahkum edildiği ülkeydik. Hani Diktatörün ülkesi idi Türkiye. Ne değişti peki?

Türkiye inisiyatif almaya başladı. ABD'yi dikkate almayınca böyle etrafında küçük küçük toparlanmalar başladı İnşallah.

Cumhurbaşkanımız tüm Dünyaya "ben artık aramam" diye meydan okumasına rağmen SÜPERGÜÇ?! Trump'ın Cumhurbaşkanımızı aramasını nasıl açıklamak mümkündür.

Tarihi boyunca ABD, bırakın Türkiye'yi, Rusya, Çin ya da başka hangi güce karşı bu kadar çaresiz kalmıştır. Kameralar önünde Merkel'e elini uzatmayan, Avustralya Başbakanın suratına telefon kapatan Trump "ben aramayacağım diyen" hangi lideri aramıştır?

ABD de derinden aleyhine oluşan koalisyonun farkındadır. SÜPERGÜÇ ABDnin?! attığı geri adımlar en az 10'u bulmuştur. Hafızanızı zorlayın lütfen, kısa, orta ya da uzun vadede ABD bu kadar keskin ve sayıca bu kadar fazla geri adım atmış mıdır?

Bize en fazla düşmanlığı yapan üstelik aşırı sağcı Avusturya hükümetin Dışişleri Bakanı 2 sene sonra aramızda yumuşama sağlayabilmek için bu zamanı mı buldu.

Anlayın lütfen, ülkeniz inisiyatif aldı ve şimdi etrafında toplanılıyor. ABD'den kurtulmak isteyen AB, Türkiye ile yürüyor.

İşte DOKTRİN de budur.

ZAYIF MİLLETLERE UMUT IŞIĞI OLMAK BİR YANA, YILLARDIR ABD HEGEMONYASINDAKİ AB'YE, ABD'DEN KURTULMAK ANLAMINDA BİR UMUT OLMAK HER LİDERE NASİP OLMAZ HERHALDE.

Bunu daha iyi anlayabilmek için lütfen tarihte örneklerine bakın. Bana inanmayabilirsiniz tabi ki ama lütfen tarihteki örneklere bakın ve vakit geçirmeden ülkenizle gurur duyun. Tabi ki sadece gurur duymak yetmez, ona acıyın ve elinizden gelenin fazlasını yaparak ülkeniz için çalışın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN