Arama

Dikkat! ’ü yuttu

Dikkat! İsrail Batı Kudüs’ü yuttu

21 Aralık 2017 Perşembe günkü oturumunda, , ve 'in ortaklaşa verdiği teklifi görüştü. 'nin çok açık tehditlerine rağmen 128 oyla kabul edildi. Bu teklife göre ABD'nin, 'ü, 'in Başkenti olarak tanıyan kararı BM Genel Kurulu'nca reddedildi. Kararın bir bağlayıcılığı yok ama ABD, tarihinde ilk defa bu kadar yalnız kaldı.

İsrail ve ABD ile birlikte 9 devlet Türkiye'nin teklifine red oyu verdi. Bunun da manası diğer 7 minik devleti saymazsak ABD, İsrail'le birlikte tüm dünya karşısında yapayalnız kaldı. Bu, inanılması güç bir sonuç ve bu zafer de bütünüyle Türkiye'ye aittir. Her Türk vatandaşı bu sonuçla gurur duymalıdır ve zayıf bir devlet olmadığını da tüm dünyaya göstermiştir.

Bu denli haklı başarı elde edilmişken, bu arada çok önemli bir konunun gözden kaçmasına müsaade edilmemelidir.

Müsaade edilmemelidir diyoruz ama bu konu adeta tüm dünyanın gözlerinin önünde dikkatlerden kaçmıştır.

Bu konu da haklı olarak , Doğu Kudüs ısrarları sırasında İSRAİL'İN BATI KUDÜS'Ü DİKKATLERDEN KAÇIRMASIDIR.

Yani İsrail nasıl şu sıralarda Doğu Kudüs'ü işgal etmeye çalışırken dünya ona dur demişse öte yandan aynı İsrail, 'ü yutmuştur ve tüm dünya bunu adeta kabullenmiş durumdadır.

Kimse yine İsrail işgali altındaki Batı Kudüs'ten bahsetmemektedir.

Peki, Batı Kudüs'ün işgali adeta kabullenilmiştir derken, hakikaten yapılacak hiçbir şey kalmamış mıdır? Ya da bu konuda İsrail'in eli çok mu güçlüdür? İki soruya da hayır cevabı verilebilir. Neden verilebilir?

Çünkü bugün İsrail'in Doğu Kudüs'ü işgali nasıl haksızsa aynı şekilde Batı Kudüs'ü işgali de üstelik BM Kararlarınca da haksız ve yanlıştır. Burada yapılacak şey sadece BM'NİN DOĞU KUDÜS'ÜN işgalini kabul etmeyen kararlarının arkasında durmak, bu kararların icraya sokulmasını sağlamak yeterli olacaktır.

Hatta 1945 yılında BM'nin kuruluş şartında yer alan "1945 sonrası kuvvet kullanılarak yer kazanmanın yasaklandığı" maddesi bile, topraklarının çoğunu 1945 sonrası kuvvet kullanarak alan İsrail'in buralarda İşgalci olduğunu nitelemeye yetecektir. Burada tek istisna "nefsi müdafaa" dır ki İsrail sürekli saldırdığı için nefsi müdafaa söylemine asla sarılamaz. Bu bağlamda nefsi müdafaa söylemine sarılacak taraf, toprakları İsrail işgali altında olan Filistin'dir.

İSRAİL, zaman içerisinde, aleyhte tüm BM Kararlarına rağmen Batı Kudüs'ü yutmuş ve bunu da Dünya kamuoyuna adeta unuturmuştur. Çünkü dünya kamuoyu İsrail'i 1967 öncesi sınırlara çekilmeye davet etmekte bunun için de her sene BM'de bu davet bağlamında kararlar çıkmaktadır.

Hâlbuki İsrail, sadece 1967 öncesi değil en azından 1945 sonrası sınırlara çekilmelidir. Çünkü yine BM şartı ve kararlarına göre İsrail 1945 sonrası elde ettiği bölgelerde RESMEN İşgalcidir. İsrail, zaman içinde Doğu Kudüs dahil tüm bölgeyi işgalini gerçekleştirmiş ve bunu da dünya kamuoyuna BM kararlarını bile unutturarak kabul ettirmiştir.

1.BM 1947'de iki devletli çözümü(181 nolu karar) onaylar. İsrail'in sahipliğini reddeder. İsrail bunun üzerine Bağımsızlığını ilan eder(1948)

2. 1948(194), 1949(303)sayılı kararlarla İsrail'in Batı Kudüs'ü işgalini tanımaz.

3.1967(242),1980(478) sayılı kararlarla bu kez İsrail'in Doğu Kudüs'ü işgalini tanımadığını ilan eder. Bu arada Batı Kudüs, Kudüs'ün tamamının % 84'ünü teşkil eder.

Tüm bu işgallere rağmen dünya, İsrail'den sadece Doğu Kudüs'ü terk etmesini istemektedir. Hâlbuki tıpkı Doğu Kudüs nasıl işgal edilmişse, Batı Kudüs de işgal altındadır ve buraların da İsrail'ce terk edilmesi gerekmektedir.

Türkiye'nin teklif edip BM Genel Kurulu'nda kabul edilmesini sağladığı 21 Aralık 2017 tarihli karar aslında bu konuda çok iyi bir zemin teşkil edebilir. Çünkü bu kararda Doğu ya da Batı ayrımı olmaksızın Kudüs'ün tümünü içine alan ifade kullanılmakta yani KUDÜS denilmekte ve BM Kararlarına uyulması çağrısı yapılmaktadır.

Türkiye'nin BM''de oylanan ve kabul edilen teklifi aşağıdaki maddeleri içermektedir:

- Kutsal Kudüs şehrinin karakteri, statüsü ve demografik yapısında değişikliğin önünü açacak herhangi bir karar ya da adım yasal olarak hükümsüzdür ve iptal edilmelidir.

- Üye ülkeler Kudüs'te büyükelçilik açmaktan kaçınmalıdır.

- BM, Kudüs'ün statüsü ile ilgili daha önce aldığı kararlara sadık kalmalıdır.

- Kudüs'ün nihai statüsü tek taraflı adımlarla değil, "Filistin ile İsrail arasındaki barış görüşmeleri sonucunda" belirlenmelidir.

Bu haliyle bu maddelerin kabul edilmesi İsrail'in tüm işgalleri ve BM'nin bu işgaller karşısında aldığı tüm aleyhte kararları kapsamaktadır. Dolayısıyla burada yapılacak iş hiç zor değildir.

Sadece ve sadece BM'nin, 1967 öncesi ayrımı yapmaksızın tüm KENDİ KARARLARININ takipçisi olması yetecektir. 1967 öncesi ayırım yapması aynı zamanda kendi itibarına zarar verip kendini tartışmaya açan sonuçlar doğuracaktır.

Sen, uluslararası en üst düzey kuruluş olacaksın, İsrail işgallerine karşı karar alacaksın ve bir süre sonra da bu kendi kararlarının arkasını kendin bile aramayacaksın. Burası kabul edilebilir bir durum asla değildir. Sonuç itibariyle tüm dünya, İsrail'in yuttuğu ve tüm dünyaya unutturduğu 1945 sonrası tüm işgallerin takipçisi olmalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN