Arama

Bunlar 'nı önleme turları olabilir mi?

Bunlar 3. Dünya Savaşı'nı önleme turları olabilir mi?

Ya da liderlerin bu turları nasıl değerlendirilmeli, daha doğru olur. En son 'da Arap Baharı görünümlü olaylarını hatırlatacak operasyonlar yaşanırken , Asya gezisine çıktı.

Putin, İran'dan yeni döndü. da ondan önce 'ya gitmişti. Moskova'ya gitmiş dönüşte de Türkiye'ye uğramıştı.

Suudi Kral Selman'ın ziyaretinden hemen sonra koşa koşa Suudi Arabistan'a gitti. Zaten onun peşinden de Suudi Arabistan'da bu operasyonlar sökün etti.

Dahası, Başbakan Yıldırım, ABD'de. 13 Kasım 2017'de Moskova'da olacak. Oradan dönünce ayağının tozuyla 15 Kasım'da 'a gidecek. Derken daha Katar'da adeta soluklanmadan Kuveyt'e geçecek. Daha buraya yazamadığımız diğer lider seyahatleri var ve onlar, buraya yazamadıklarımızdan daha fazla. Sizin de takdir ettiğiniz gibi ortada normal hareketler yaşanmıyor. Bunlar olağanüstü hareketlilikler.

Bu hareketliliklerin I. ve öncesi bloklaşma hareketlerinden zerre kadar fark yok. Kendisini muhtemel bir savaşın içinde bulacak taraflar, çıkarları örtüştüğü ya da çatıştığı ülkelere, "hangi şartlarda benimlesin ya da karşımdasın" sorusunu netleştirmenin peşinde.

Liderler İki soruya cevap arıyor: Benimle misin, Değil misin?

Burada liderlerin serseri kurşun gibi ortada dolaşıp müttefik aramaları boşuna ya da haksız değil. Bir önceki hamle 525 yıl önce olan yepyeni bir hamle tamamlanmak üzere. yeniden çizilecek.

Tabi doğal olarak bu çizimin sonunda kimi yeni devletler zenginleşirken kimi devletler ise güç kaybedecek hatta fakirleşecek. Bizi yakından ilgilendirdiği için, zenginleşecek devletlerin başında Türkiye, fakirleşecek devletlerin başında ise hemen olmasa da ABD gelecek.

Tabi ki Dünya Ticaret Yollarını değiştirecek Pekin'den Londra'ya uzanan 'NDAN söz ediyorum. Tekrar edelim, 525 yıl sonra ilk defa birçok devlete haksız kazançlar sağlatan Deniz Ticaret Yolları yerini Demirle yapılan Ticaret yollarına bırakmak üzere.

Böyle giderse Süper güç ABD, oyun dışı kalacak hatta dağılma ile bile karşı karşıya kalacak. Haliyle bu durumda ABD, kuzu kuzu boynunu uzatmayacak, o da elindeki gücü muhafaza etmeye çalışacak. Bunun için de şu ana kadar yapılanlara ilaveten Trump Doğu Asya turuna çıktı. Dünyayı bu savrulmaya iten her şey, 11 Eylül tezgâh saldırılarıyla başladı. Aslında 11 Eylül saldırıları da bu savrulmaya gerekçe olması için planlandı.

Asıl önemli gerekçelerden biri ABD'de güçlenen ABD bazında yerli-milli diye tanımlanan küreselci karşıtı cephenin beklentilerin tersine zayıflamayıp etkinliğini arttırmaya devam etmesiydi. Küreselcileri taşımaktan bıkan ABD halkının yerli-milli refleksi ABD-Küreselci çekişmesini de sürekli derinleştirmektedir. O halde bu durumda kaç tane ABD olduğunu söylememiz gerekecektir.

Şu an iki tane ABD vardır. Daha anlaşılabilir olsun diye iki ABD'yi şu şekilde maddelendirelim:

-Bir tarafta Trump'ın istifa etmiş danışmanı Michael Flynn'ı gözaltına almak, dolayısıyla Trump'ı itibarsızlaştırmaya devam etmek isteyen küreselcilerin ABD'si,

-Diğer tarafta ise bunlara karşı direnmeye çalışan Trump'ın temsil ettiği yerli Amerikalıların ABD'si.

Trump, sahip olduğu ABD'sini aynı kuvvette hatta tek parça halinde tutmaya çalışırken, küreselciler ise aynı ABD'yi parçalamaya çalışmaktadır. Çünkü artık, eskiden olduğu gibi ABD'yi istedikleri gibi yönetebilme ümitleri bitmiştir. O halde bir gün kendilerine doğrultulacak bu gücün sonlandırılması gerekmektedir. (Buna bir örnek olması açısından) Bu yüzden Trump başkanlığı kazanır kazanmaz öncelik Californiya'da Callexit (Californiya'nın ABD'den ayrılması istekleri) şeklinde ABD'den ayrılma homurtuları yükselmeye başladı. Bu homurtular devam edecek. İşte Trump ve taraftarları da bu homurtuları dindirmek, parçalanmayı önlemek, Dünya Ticaret Yollarında oyundan düşmemek için zıran zıran müttefik arama peşine düştü.

Diplomasi tarihinde ender rastlanacak uzunlukta 13 günlük seyahate çıkan Trump, öncelikle zaten yanında olan Japonya'yı yanında sabitleştirme ve başarabiliyorsa Çin'i çevreleme, Demir-İpek Yolunu daha başında kapatma ya da kendi çıkarlarıyla buluşturacak noktaya getirme amacını gerçekleştirmeye çalışacak.

Peki, iyi güzel de süper güç diye bilinen ABD'ye parçalanma tehlikesini yaşatacak güç mü var ortada?

Varsa bu güç kim olabilir ki?

ABD'ye parçalanma tehlikesini yaşatacak bir güç tabi ki var. O güç de zaten ABD'yi süper güç haline getiren yapıydı.

Kim ya da hangi taraf o halde bu güç?

Yerim kalmadı onu da Perşembe'ye bırakalım! Sürükleyici olsun diye yapmıyorum. Tek kelime ile söylenmesi inandırıcı olmaz da o yüzden.

Kim bilir belki sizler de kafa yorarsınız. Bir şeylere ulaşırsınız.

Eğer ilginç bir şeylere ulaşırsınız twitter hesabımdan lütfen yazın.

Perşembe'ye görüşmek üzere...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN