Arama

Siz Söyleyin Ne Olur!... Hangi Hadise Normal?

Siz Söyleyin Ne Olur!... Hangi Hadise Normal?

Bir söz vardır:

YAYGIN HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKMAYA KİMSE CESARET EDEMEZ!

Cümle çok açık. Ortada yaygın olarak birine yapılan bir haksızlık var ve bunun yanlış olduğunu açıklamaya kimse kalkışamıyor bile. Kazara bir kalkışsanız, size söylenecek ilk cümle "KOMPLO TEORİSİ" suçlaması olacaktır. Yani KOMPLO TEORİSYENLİĞİ ile suçlanacaksınız.

Ne kadar haklı olsanız da KOMPLO TEORİSYENLİĞİ ile suçlandığınızda da bir bakıma iddianızla baş başa kalacaksınız. Bu durum hiç kimseyi ikna edemeyecek bir dirençle karşılaşmanıza yol açacak. Öyle tılsımlı bir ifadedir ki bu ortaya attığınız kanaati, belgeleri ile bile ispata devam etmeye çalışmanız, yalanınızı kuvvetli bir şekilde doğrulamaya çalışma gayreti olarak değerlendirilecek.

Ne yaparsanız yapın, sizin iddianıza bir KOMPLO TEORİSİ yaftası yapıştırılmıştır. Bu yaftayı size yapıştıranı, iddianızı ispat etme çabalarınız sırasında, karşınıza geçmiş size sinsi sinsi gülüyor olarak da bulabilirsiniz. Bu durumda, hiç beklemediğiniz yakınlarınızın bile "tamam, yalan söylemezsin biliyorum ama, senin öğrendiğin kaynak yanlış olamaz mı" diye size inanmakta güçlük çektiğini de görebilirsiniz. Yıkılırsınız. Belki de en yakınınızdakiler bile, kendileri de "GERÇEKTEN ÜZÜLEREK" size inanmak için yine kendilerince sağlam deliller ararlar. Size bu konuda bıktırıcı sorular sorarlar.

İddianız karşısında, sizden sağlam deliller istenmesi, iddianızın ispat edilmesinin beklenmesi kesinlikle yanlış değildir. Ortaya attığımız iddiayı ispat etmemizin istenmesi elbette doğru bir beklentidir. Bunlar yanlış değildir. Burada yanlış olan, ortaya atılan bir iddia ile ilgili SADECE "KOMPLO TEORİSİ" ifadesi kullanıldıktan sonra herkesin, koroya katılmışçasına bu iddianın karşısına geçip muhalefet pozisyonu almasıdır.

Sadece KOMPLO TEORİSİ ifadesi en sağlam bilgileri bile ciddi derecede tartışmaya açmakta, itibarsız hale getirmektedir. Yaygın doğruların dışında sağlam delillerle bile desteklediğiniz KOMPLO TEORİSİ damgası yeniş bir düşüncenizi ispat etme konusunda çok işiniz var demektir. Fakat bu tarafta durum böyleyken Batıdan gelmiş herhangi bir kanaate KOMPLO TEORİSİ damgası yapıştırmaya kalkmanız durumda, bu kez siz tartışmaya açılma tehlikesi ile karşı karşıyasınız. Bu noktada ciddi adaletsizlikler halen devam etmektedir.

Belgelerle ortaya atacağınız iddianız KOMPLO TEORİSİ damgası yemekle karşı karşıya iken, Batıdan gelen, sıradan herhangi bir cümle rahatlıkla muhatap alınmakta, KOMPLO TEORİSİ damgası yese bile bu iddiaya inanılmakta zerre kadar güçlük çekilmemektedir. Çünkü bu iddia Batıdan gelmektedir. Çünkü Batılının yanlış bir şey söylemeye İHTİYACI BİLE YOKTUR şeklinde bir koruma duvarı ile ortaya çıkmaktadır.

Doğuda en itibarlı, en doğru cümleler sadece ve sadece KOMPLO TEORİSİ damgası yemekle tamamen tartışmaya açılırken, Batıdan gelip gerçekten yalan olan iddialar bile KOMPLO TEORİSİ damgası yese bile öncelikle DOĞU AYDINLARINCA?! cansiperane bir şekilde savunularak, en itibarlı bilgi sınıfına yerleştirilmektedir.

Bu son cümleyi yazmış olmakla ben bile mütereddidim. Okurlarımca, "bu, ne demeye çalışıyor" soru ifadeleri yaklaşımı ile karşı karşıya kalabilirim, belki de çoktan kaldım bile. Gerçekten durum vahim. Bu durumda bir Batı eleştirisi yapamazsınız. Doğuyu kıyasıya eleştirirken, Batı eleştirisi yapmanız çok zordur.

Çünkü Doğuyu rahatlıkla eleştirirken Batı eleştirisi yapmaya kalkıştığınızda "KOMPLO TEORİSİ" damgası ile karşı karşıya kalmanız ihtimali çok yüksektir. Bu yüzden de Doğudan, kendini Batnın fiziki ve kültürel ablukasından kurtaracak MANTIKLI, DELİLLİ, BELGELİ değerlendirmeler kolay kolay çıkamaz. Batıdan gelen bir kanaatin sadece Batıdan gelmesi buna inanmak ve iman etmek için DOĞUNUN APTAL, KORKAK AYDINI için yeterlidir.

İsterseniz buraya kadar yazdıklarımızı somut bir veri ile açıklamaya çalışalım. Zira buraya kadar anlattıklarımız, kendi okurlarımızca bile "KOMPLO TEORİSİ" tereddüdünden henüz kurtulmuş değildir.

ABD, Irak'a saldırdığında yaygın kanaat olarak bu saldırıyı Irak'a demokrasi götürme, medeniyet götürme, terör desteklerini kurutma, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in kimyasal silah üretimini önleme gibi amaçlarla yapıldığı şeklinde iddialar ortaya atılmıştı. Bunun karşısında da haklı olarak ama ne yazıkki cılız bir şekilde " BU, DÜPEDÜZ BİR İŞGALDİR" diyenler de vardı.

Tabi doğal olarak Doğunun korkak aydınları, ABD'nin yaptığını düpedüz işgaldir diye açıklama yapanları KOMPLO TEORİSYENLİĞİ ile suçlamış, hatta cehalet, gerilik gibi ifadelerle aşağılamıştı. Bu şartlarda ABD'nin Irak'a medeniyet götürdüğüne dair iddialar tabiki kamuoyunda büyük bir vecd ile kabul görmüştü. Fakat işgalin tamamlanmasının üzerinden çok geçmeden, ABD Dışişleri Bakanının kameraların karşısında kendi ağzıyla yaptığı itiraflar gündeme düşmüştü. Fakat bu itiraflar gündeme "BOMBA GİBİ DÜŞTÜ" demeyi çok isterdim.

Çünkü ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, 2003'teki Irak Savaşı öncesinde BM Güvenlik Konseyi'nde, bu savaştan duyduğu üzüntüyü belirttikten sonra Amerikan ABC televizyonuna konuşmuş ve Irak'ta işgale gerekçe olarak sunulan kimyasal silah olduğuna dair yalanı "kariyerindeki utanç duyduğu kara bir leke" olarak tanımlaması kamuoyunu hiç mi hiç etkilememişti.

ABD ve onun tarafında olanların Irak'ta kimyasal silah olduğu iddialarının doğru çıkmamasının ABD Dışişleri Bakanınca itirafı kimsenin kılını kıpırdatmamıştı. ABD ve taraftarları tüm Dünyanın gözünün önünde haksız çıkmış, ABD Irak'ı "düpedüz işgal ediyor" diye iddiada bulunan ve komplo teorisyenliği ile suçlananlar haklı çıkmıştı.

Fakat bu çok açık itiraf ve haklı çıkmak bile Batı yanlılarını Batıya yönelik İMAN'DAN zerre kadar uzaklaştırmamıştı ki Batıya yönelik sorgusuz İMAN hala aynı kuvvette devam etmektedir. Bu kadar açık yalanlar, itiraflar sürekli gündeme gelmekte DOĞU AYDINLARI hala Batıya inanmaya devam etmektedir.

Bu meyanda Türkiye'nin içinden geçtiği entrika, kumpas, Uluslararası tezgahlar da bir bir deşifre olmakta ama APTAL DOĞU AYDINI, BATIYA OLAN KALE GİBİ İMANINDAN zerre kadar şüphe etmemektedir.

Buna ilişkin özellikle Uluslararası camiada Cumhurbaşkanı Erdoğan'la ilgili düşmanca açıklamaların sadece bir kısmını gözden geçirelim. Sizce bu açıklamaların HANGİSİNİN NORMAL OLDUĞUNU BİRLİKTE DEĞERLENDİRELİM.

The Economist üstelik kapağına, Gezi Parkı İsyanı sırasında Padişah III. Selim'in vücuduna Erdoğan'ın başını monte ederek çıkmıştı.

Yine Gezi Parkı İsyanı sırasında Alman Bild Gazetesi, Gezi Parkı İsyanını destekleyici 10 sayfa Türkçe ekle çıkmıştı.

Yine bir İsrail Gazetesi Erdoğan'ı ortadan kaldırılması gereken lider olarak tanımlamıştı.

Obama'nın Başkanlığı sırasında 80 civarında Senatör, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'e çağrıda bulunarak, Erdoğan'ı durdurmalarını istemişlerdi.

Anayasa Mahkemesinde yargılanırken, Almanya'ya kaçan Cumhuriyet Gazetesi yayın yönetmeni Can Dündar, Alman makamlarına kendi Cumhurbaşkanı'nı şikayet ederek durdurulmasını istemişti

İsviçre'de Erdoğan'ın başına silah dayalı bir pankart asılmıştı.

Daha iki gün önce 03.07.2017 Çarşamba günü Almanya Başbakanlık Binası önünde Rusya Lideri Putin, Suud Kralı Selman'la birlikte Diktatör Erdoğan'ı öldür bu arabayı hediye olarak al şeklinde bir pankart asılmıştı…

Bu örnekler uzar gider. Lütfen söyleyin. Türkiye'nin 2002'den beri girdiği her seçimi kazanan kişisi olan Cumhurbaşkanı ya da Cumhurbaşkanlığı mı yoksa CHP'ye, MHP'ye kaset kumpasları yapan taraflar mı normal. CHP hala KASET KUMPASINI resmen açıklayamamışken nasıl olur da 15 senedir girdiği her seçimi kazanan lidere diktatör iddiasında bulunur.

Mısır'ın darbecisine bir kez diktatör hatta bırakın diktatör ifadesini bir kez olsun DARBE YAPTIĞI halde DARBECİ demeyen Batı mı yoksa Cumhurbaşkanı ya da Türkiye'de yapılan düzgün siyasal süreç mi normal?

Hadi diyelim 15 senedir girdiği her seçimi kazanan lider Diktatör. Peki başka ülkeleri ne ilgilendirir bu. Onlara ne? Hele bu ülkeler yüzlerce yıldır Osmanlı'dan bugüne bizim topraklarımızı işgal eden ülkeler ise, bu durum mu normal?

Çanakkale'de kapımıza dayanıp işgal etmeye gelen ülkelerin SÖZÜM ONA DİKTATÖR İDDİALARI?! birden bize merhamete gelmeleri mi normal?

Yok mu insafınız, hangisi normal bunların. Neden Dünya, senelerdir seçimle gelmiş Cumhurbaşkanı'nı hedefine koymuş durumda.

Seçimle gelmiş Cumhurbaşkanını defalarca öldürmeye teşvik eden Batının işgalci ülkelerinin bu tutumları mı normal?

Ülkenize operasyon çekiliyor. Ülkeniz darbelerle, iç çatışmalarla kavrulan Venezuela, Brezilya, Bolivya'ya benzetilmeye çalışıyor, görmüyor musunuz?

Bu yukarıda sıralananların hangisi Normal?

Sizi, ülkenize operasyon çekildiğine yönelik ney ikna eder acaba?

Ne zaman farkına varacaksınız?

Prof. Dr. Ebubekir SOFUOĞLU

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN