Arama

Çevre düşmanı

Çevre düşmanı yaban domuzu

Çekişmeli geçen CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimleri yapıldı ve az farkla kazandı. Bu arada yeni başkanın sosyal medyada paylaşımları da ortaya çıktı. Dikkatimi kurbanla ilgili bir mesajı çekti. Şöyle diyordu Canan Hanım bu mesajda: "Tekbir getirerek boğaz keserek mi demokrasi mücadelesi verilir. İnandığınız Allah'ınız sizin de belasını versin."

Burada hayvan eti yemeye, kurban kesmeye karşı çıkan ve inancını hafife alan bir profille karşılaşıyoruz. Acaba et yemeye karşı olan vejetaryen biriyle mi karşı karşıyayız derken eşinin sosyal medyadaki bir paylaşımı aile olarak böyle olmadıklarını gösteriyor. Eşi mesajına kemik resimleri (iğrenç ve mide bulandırıcı idi, ancak göz atabildim) koymuş ve yanına: "7 dk. önce bu tabakta ¼ domuz vardı" yazmış.


Kısacası insanımızın helal hayvanı kurban olarak kesmesine çirkin ve hakaretimiz mesajla karşı çıkan Kaftancıoğlu ailesinin domuz yediğini yeni başkanın eşinin paylaştığı bu mesajla öğrendik. Aslında domuz etinin haram olması yanında sayılamayacak kadar zararları vardır ve bir oturuşta bir domuzun dörtte birini yemek sağlık açısından da uygun değildir. Hekim bir meslektaşımıza yakıştıramadım doğrusu. Bu yüzden ülkemizde seküler çevreler tarafından daha çok tüketilen yaban domuzundan söz etmek istiyorum.

YABAN DOMUZU

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde "Bodrum'da domuzlar lüks siteye indi" başlığıyla verilen haber vardı. Haberde Türkiye'nin gözde turizm merkezi Bodrum'un Türkbükü Cennet Koyu'nda lüks villaların bulunduğu bölgenin domuzların istilâsı altında olduğu, insanların geceleri yürüyüş yapmaya korktuğu, bu hadisenin dördüncü defa vuku bulduğu belirtiliyordu.

Gerçekten ve olmayanların etinden yararlanmak için besledikleri domuz kadar dağlarda ve ormanlık bölgelerde yaşayan yaban domuzları da bu haberde olduğu gibi insanlığa zarar ve acı getirmektedir.

Sıradan olarak bilinen (Sus scrofa), dünyanın neredeyse her yerine yayılmış durumdadır. Ekinlere zarar veren, yapılara ve insanlara saldıran, sıtma gibi bulaşıcı hastalıkları gittiği her yere bulaştıran yaban domuzları, otları eşeleyip köklerinden söktükleri için doğal bitki örtüsüne zarar veriyor ve yabani istilacı otların yayılmasına sebep oluyorlar.

Bitkiler, ekolojik bir miras olarak, uzun süre boyunca yaşadıkları bölgede, doğal dengeyi güçlendirmek için farklı türlerle kendini gösterirler. Buna süksesyon, yani sıralı değişim deniyor. Bu durum sürdükçe, o bölgede yaşayabilen türlerin sayısı da artıyor çünkü hayvanların besin kaynakları çoğalıyor. Yaban domuzları ise bu ekolojik sürece zarar vererek dengenin bozulmasına yol açıyor.

Hepçil olduklarından dolayı yani hem otlarla hem de etlerle beslenebilen bu yaban domuzlarının diyetinde yavru kara kaplumbağaları, su kuşları ve yöreye özgü sürüngenler, bitki kökleri, sebze, meyve ve böcekler gibi ekolojik dengenin korunmasını sağlayan son derece değerli türler kadar her şey mevcut. Bu istilacı domuzların kontrol altına alınmasıysa çok zor. Çünkü yaşadığı bölgelerde insanların yanı sıra çeşitli hayvanlar için de hedef olsalar da bir kerede 12 yavruya kadar doğurabildiklerinden soylarını tüketmeden sayılarını azaltmak mümkün olamıyor.

Yaban domuzuna Türkiye'nin neredeyse her yerinde rastlamak mümkündür. Ortalama 1,5 metre uzunluğunda, 1 metre yüksekliğindedirler. 300 kiloya kadar çıkabilirler. Vücudu siyah, sert kıllarla kaplı kuvvetli bir hayvandır. Gövdesi iki yandan şişkindir. Böylelikle çalılar, fundalıklar arasında kendine rahatça yol açabilir. Bacakları kısa olduğundan vücudu yere sağlam basar. Ayağında dört parmağı varsa da sadece ikisiyle yere temas eder, ikisi de geride yukarıda kalır. Hayvan bataklığa girdiği zaman bu iki parmak vücudunun çamura fazla girmesinin önüne geçer.

Yaban domuzunun çok kalın bir derisi vardır. Derinin altı 3-6 cm kalınlığında bir yağ tabakasıyla kaplı olduğundan hayvan soğuktan fazla zarar görmez. Ayrıca, sert tüyleri derisinin çalılardan zedelenmesinin önüne geçer. Gözleri derinde olduğundan onlara da bir şey olmaz. Domuzun koku alma ve işitme duyuları çok gelişmiş olmasına karşılık gözleri pekiyi görmez. Fakat bulunduğu yere iyice uyduğundan avcıların gözlerinden kolayca kurtulur.

Erkek yaban domuzlarının köpek dişleri çok gelişmiştir. Hayvan bunu bir koruma silahı olarak kullanır. Öteki dişleri ise ot yiyen hayvanlarınki gibidir. Mantar, kök, kozalak, filiz, böcek, kurtçuk, salyangoz, fare yaban domuzlarının başlıca besin kaynaklarıdır. Denk geldiğinde leş bile yerler. Burnunu iki yere uzatıp kendine yiyecek ararlar. Birçoğu tarlalara girerek büyük zararlara yol açarlar. Patates, turp gibi bahçe bitkilerinin köklerini söker, ekinleri devirirler.

Yaban domuzunun bir özelliği de mevsimine göre sürüler halinde veya çift çift yaşamalarıdır. Kasım ayı çiftleşme mevsimidir, erkekler arasında şiddetli kavgalar olur. Mücadeleyi kazanan dişiyi alır. Tek kalan domuz ise müthiş öfkelidir, önüne her çıkan şeye saldırır.

Dişileri bir seferinde 10-14 kadar yavru verirler. Anne yaban domuzu yavrularını düşmanlarına karşı cesaretle korur. Her yeni doğan dişi yaban domuzu 6 ila 8 ay içerisinde üreme yaşına gelir. Yaban domuzu avcıların çok rağbet ettiği av hayvanlarındandır.

Sıcağı çok sevmezler. Bu yüzden gündüz uyur, gece gezerler. Önceden tahmin edilemeyen hareketleri sebebiyle son derece tehlikeli hayvanlardır. Yaklaşık 15-20 km hızla koşabilirler. Sivri çene dişleri ile çok ciddi zarar verebilirler.

Yaban domuzları insanlara öldürücü darbeler yanında ekolojik dengeyi bozar, doğayı tahrip eder. Zararları bununla da bitmez: Dışkıları sebebi ile su kaynaklarını kirletebilirler. Temas halinde mikrop bulaştırarak ateşli enfeksiyonlara yol açarlar.

Görüldüğü gibi yaban domuzları çevre düşmanı, insanlığa zarar veren yaratıklardır ve değil etini yemek her bakımdan tiksinti vericidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN