Arama

Hz. ’in evladına duaları

Hz. İbrahim’in evladına duaları

Kur'an-ı Kerim'deki peygamber izlerini takip etmeye devam ettiğimiz yazımızın bu bölümünde Hz. 'in bir baba olarak evlatlarına; bir aile reisi olarak aile fertlerine nasıl davrandığı ve dua ettiği, sonradan gelecek nesilleri için hangi ifadelerle niyazda bulunduğu, Rabbine bu yalvarışlarıyla, ardından gelecek ümmetlere nasıl bir örneklik teşkil ettiği ve sonuçta günümüz Müslümanları olarak Hz. İbrahim'den ve hayatının bu yönünden ne gibi dersler alabileceğimiz hususlarına değineceğiz.

İSMİNDE SAKLI MERHAMET…

Hz. İbrâhim (as), Kur'an ve hadislerde sadece "İbrâhîm" ifadesiyle zikredilmektedir. Gerek bazı kıraatlerde, gerekse bir kısım İslâmî kaynaklarda Hz. İbrahim'in ismi, "İbrâhâm", "İbrahem", "İbrâhûm" şeklinde de okunabilmektedir. Ehl-i Kitab'ın onu "Abraham" ve "Avraham" isimleriyle andığını biliyoruz.

Bazı İslam bilginleri bu kelimenin Süryanice olduğunu ve "Eb Rahîm" (merhametli baba) anlamına geldiğini kaydetmektedirler ki, bu da dikkat çekici bir durumdur. Zira Hz. İbrahim (as) geçen yazımızda aktardığımız üzere, babasına olduğu gibi, aile fertlerine ve evlatlarına; dahası tüm insanlara karşı yüreğinde şefkat ve merhamet taşıyan; "Ebu'l-Edyâf" olarak anılmasına sebep olacak bir misafirperverlikle tüm yolculara-misafirlere bir baba şefkatiyle sevgi ve ilgi gösteren biridir.

Ancak onun, Hz. İsmail ile diyaloglarında, evladına "Yavrucuğum" ifadesiyle hitabını oldukça önemsemeliyiz zira burada da bir mesaj vardır ve Hz. İbrahim şefkat ve merhamet ifadesi olan "Yâ Büneyye" kelimesiyle hitap etmektedir, çok sevdiği ciğerpâresine… Anne babalar olarak, Kur'an-ı Kerim'de peygamberlerin hepsinin, evlatlarına olan bu ifade biçimini mutlaka ailemize taşımak gibi bir çabamızın olması gerektiği inancındayız…

EVLADINA DUA EDEN BİR BABA OLARAK HZ. İBRAHİM…

İlerlemiş yaşına rağmen bir evlat sahibi olamayan Hz. İbrahim'in Teâlâ'dan ümidini kesmeden "salih bir evlat" talebinde bulunmuş olması dikkate şâyândır. Duaları kabul edilmiş ve Allah ona 86 yaşlarında iken "iyi huylu, salih bir oğlunun olacağı" müjdesini vermişti. (Bkz. Saffât, 100-101)

Yaklaşık 14-15 yıl sonra ikinci evladın müjdesini aldığında ise Hz. İbrahim (as) 100, hanımı ise 90 yaşlarındadır. Melekler onlara İshak isimli bir oğullarının olacağını söylediklerinde eşi Sâre kendisini tutamayıp elleriyle yüzünü kapatarak, "Vay başıma gelen! Yani şimdi bizim; bu iki ihtiyarın mı çocukları olacak?" diye hayretini dile getirmişti. Meleklerin cevabı şöyle olmuştu:

"Sen, Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir ey peygamber ocağının ev halkı! Şüphesiz Allah, övülmeye en çok layık olandır ve şanı en yücedir." (Hûd, 72-73)

Bu ayetlerde, ümidin tükendiği ve imkanların kalmadığı durumlarda bile şayet Allah dilerse, "olmazların olduğu"; imkansızlıkların ise mümkün hale gelebildiği görülmektedir. Ve melekler peygamber eşine Allah'ın emrine ve işine şaşırmamasını telkin etmektedirler. Çünkü O, her şeye kadidir! Ve bir şeyin olmasını dilediğinde "Ol" demesi kâfidir!..

Hz. İbrahim'in ailesinde gözlemleyebildiğimiz bir önemli nokta da şudur: İçtenlikle ve uzun bir süre "salih evlat" talebinde bulunan Hz. İbrahim (as) çok sevdiği evladını; İsmail'i, Allah için feda etmeye razı olup büyük bir sadakat ve teslimiyet sınavından başarıyla çıkınca ikinci evladı İshak, ona bir mükafat olarak verilmiştir. Sâffât suresinin 111 ve 112 ayetleri işte bu hususa işaret etmektedir. O halde diyebiliriz ki, salih ameller de birer salih evlat gibidir. İsmail'in, İshak'ın gelişine vesile olduğu gibi, salih ameller de hem bu dünyada hem de ahirette birtakım mükafatlara vesile olurlar. Asıl mesele salih amellerin yaşandığı bir aile hayatına talip olma ve böyle bir yaşantı sahibi olmaya gayret etmektir…

Hz. İbrahim'in (as) evlatları için yaptığı duasında da dikkat çeken bir yön vardır. Nitekim bu durum, İbrahim suresinde şöyle aktarılır bizlere…

"Dedi ki, 'Rabbim! Beni de neslimden gelenleri de namazı devamlı kılanlardan eyle. Bu duamı da kabul eyle Rabbimiz!" (İbrahim, 40)

Atası Hz. Nuh'un, oğluyla sınavına ve oğlunun Tufan'da boğulup gittiğine vâkıf olan bir başka babanın hassasiyetini görmekteyiz burada… Âdeta Hz. İbrahim, "Senin dilemen ve desteğin olmasa buna muvaffak olamam!" ikrarıyla kendisinin de kendi soyundan gelen kimselerin de "namazı devamlı kılanlar" olmasını Allah'tan niyaz etmekte ve samimiyetle bunu istemektedir. Buradaki mesaj net ve son derece önemlidir: Allah dilemezse ve yardım etmezse peygamber evladı olmak, peygambere eş olmak bile kurtuluş için yeterli olmamaktadır. Alacağımız ders, Hz. İbrahim'in gösterdiği hassasiyetle Allah'a dua etmek ve evlatlarımızın mümin, salih amel sahibi ve namazı devamlı kılanlardan olması hususunda devamlı niyazda bulunmanın da bir baba olarak, "vazife"lerimizin arasında olduğudur.

(sav), bir babanın duasının Allah katındaki değeri hususundaki ifadeleri ise bizim için en önemli motivasyon kaynağı olmalıdır. Zira Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

"Bir babanın evladına duası, bir peygamberin ümmetine duası gibi (değerli)dir"

Burada yeri gelmişken, Hz. İbrahim'in oğulları İsmail ve İshak için okuduğu bir başka duanın, bir peygamber geleneği olarak Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz tarafından devam ettirildiği ve söz konusu duayı bu özelliğiyle zikrederek Hasan ve Hüseyin (r.anhüma) için şu şekilde okuduğunu görmekteyiz: "Allah'ım bu evlatlarımı sana, senin eşsiz ve eksiksiz korumana ve himayene ısmarlıyor ve Sana sığınıyorum. Onları şeytanın ve zararlı şeylerin şerrinden ve kötü niyetli gözlerin nazarlarından Sen koru!" (Müsned, I, 236; Ebû Dâvûd, Sünnet, 20; İbn Mâce, Ṭıb, 36; Tirmizî, Ṭıb, 14).

Son olarak bu aziz peygamberin, evladı Hz. İsmail ile birlikte yeryüzünde ilk mabed olarak inşa ettikleri Kâbe'nin duvarlarını yükseltirken yaptıkları dua dikkatimizi çekmelidir.

Bu dua Hz. İbrahim'in sonradan gelecek nesilleri için yaptığı bir dua olması yanında 'nin, onların soyundan gönderilmesini talep eden bir niyazdır aynı zamanda... Çünkü Hz. İbrâhim ve oğlu İsmâil'in dualarında yer alan bu peygamber, onların soyundan gelen Hz. Muhammed (sav)'dir. Nitekim Hz. İsmâil'in neslinden başka peygamber gelmemiştir.

"Hani İbrahim, İsmail ile birlikte Kâbe'nin temellerini yükseltiyor, 'Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin' diyorlardı.

'Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler eyle. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın. Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin." (Bakara, 127-129)

Bu duaya işaret eden bir hadisinde Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:

"Ben babam İbrâhim'in duası, kardeşim Îsâ'nın müjdesi ve annemin rüyasıyım." (Müsned, IV, 127, 128; V, 262)

Bizler de Son Nebi'ye iman edenler olarak Hz. İbrahim ve ailesine bir şükran ve vefa göstergesi olarak namazlarımızda "salli ve bârik" dualarını okumaktayız.

Konuyla ilgili olarak son olarak şunu ifade edelim. Ailede, babanın ibadetlere öncülüğü, rehberliği ve iştiraki ne denli önemliyse, aile fertleri için topluca ve her birine özel olarak yapacağı dua da o denli önemli ve makbul bir duadır. Hatta babanın duası kendi soyundan gelecek nesiller için de önemlidir. Bu sebeple baba, Rabbine arz edeceği niyazlarında sadece o anda sahip olduğu ailesi için değil, akraba ve sonradan gelen nesiller için dua etmesinin önemli bir vazife olduğunu bilmelidir. Hz. İbrahim'in hayatından alacağımız derslerden biri de bu olsa gerek.

Gelecek yazıda buluşmak üzere, yoldaşınız dua ve niyazlar olması dileğiyle…

Prof. Dr.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN