Arama

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay
Ağustos 15, 2019
Bir baba olarak Hz. İbrahim
Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bir Kurban bayramını daha geride bıraktık. Hz. İbrahim'in ailesinden kalan bir hatıra olarak Kurban ibadeti yanında yine bu ailenin teslimiyet ve güzel kulluk izlerini barındıran Hac ibadetinin eda edildiği günler de geride kaldı. Kısacası ilk on günü fazilet ve bereket bakımından oldukça değerli olan bu ay, paylaşmak, ziyaretleşmek ve sıla-i rahim gibi ibadetlerin de ifasına vesile oldu biz müminler için… Aslında diyebiliriz ki bu ay, bir bakıma aile bağlarımızı güçlendiren, sevgi ve saygıyı pekiştiren bir özellik sahibi olmakla da ayrıca değerli… Tüm İslam âleminin huzur ve mutluluk içinde idrak ettiği, kan ve gözyaşının olmadığı Zilhicce ayı ve bayramlar yaşamak dileğiyle asıl konumuza geçelim…

Kur'an'da bahsi edilen aileler bize neler söyler? Peygamber ailelerinden neler öğrenebilir ve aile hayatımızda huzur ve saadete nasıl bir katkı sağlayabiliriz? Bu soru çerçevesinde Hz. İbrahim ve ailesinden bahsetmeye devam edeceğiz.

Kur'an-ı Kerim Hz. İbrahim'den farklı surelerde, onun hayat hikâyesinden, kişiliğinden, aile fertlerinden, tevhid mücadelesinden, kulluğunun güzelliğinden ve karakter özelliklerinden bahseder bizlere… Hz. İbrahim'in ahlâkından hissedar olmak, doğrusu günümüz insanı için son derece önem taşıyor. Zira "tevhid şuuru"nu en güzel şekilde taşıyan ve yaşayan bir peygamber olarak, günümüzde benliğimize musallat olan tutkuların birer put haline gelmesini engellemek adına Hz. İbrahim'den ve ailesinden öğrenebileceğimiz çok şeyler olduğunu söylemek mümkün. Şimdi geliniz mukaddes kitabımız Kur'an ayetlerinin yardımıyla Hz. İbrahim'i tanımaya çalışalım.

KİŞİLİK VE KARAKTER ÖZELLİKLERİYLE HZ. İBRAHİM

Kur'an-ı Kerim, Hz. İbrahim'in müminler için örnekliği konusunda şu ayetle genel çerçeveyi çizmiştir:

"İbrahim'de ve ona tâbi olmuş kimselerde size güzel bir örneklik vardır. Onlar, içinde yaşadıkları topluma şöyle demişlerdi: 'Bilin ki bizim, sizinle ve Allah'ı bırakıp ta tapmış olduklarınızla bir alakamız yoktur/olamaz! Sizi ve inandığınız değerlerinizi reddediyoruz'…" (Mümtehine, 4)

Ayette geçen "üsve-i hasene" ifadesi, "en güzel örnek", kişilik, karakter ve davranış bakımından insanların "örnek" alabilecekleri özelliklerin sahibi demektir. O halde hem kendi zamanında hem de kendisinden sonra gelip de onun yolunu takip edenler olarak her bir müminin, Hz. İbrahim'den alabileceği dersler ve talip olması gereken özellikler vardır. Bunların başında ise "tevhid şuuru" gelir, çünkü Allah'a imanın temeli ve olmazsa olmazı, O'ndan başka bir ilahı, sonradan ilah rolüne bürünen "tutku"larını inancına bulaştırmaması ve en saf/pür haliyle "Lâ ilâhe İllallah" demesidir. Çünkü görünen odur ki, Hz. İbrahim'in karşılaştığı sınavlarda başarılı olmasında en önemli faktör, sahip olduğu tevhid şuurunun ona kazandırdığı sarsılmaz iman gücüdür. Günümüz insanları olarak buna ne kadar da muhtacız!.. Dilimiz, "Allah kerim!" derken kalbimiz O'nun engin kereminden yana tam mutmain değil!.. "Allah her şeye kâdir!" derken, gönlümüz O'nun eşsiz kudretine inanma hususunda birtakım şüphe kırıntılarından arınmış değil!.. Velhasıl, modern insanın birtakım tutkuları, onun inanç dünyasında öylesine baskın rol oynuyor ki, mümin vasfına sahip kimselerde bile "şeksiz-şüphesiz iman" kıvamında bir inanç özelliğinden söz etmek mümkün olmayabiliyor. Bunun yanında, tüm dünyayı kasıp kavuran "sekülarizm", insan için her birini önce "tutku", sonra "ilah" haline getirip adeta taparcasına peşinden koştuğu, önünde eğildiği ve "onun için yapmayacağı hiçbir şeyin olmadığı" sahte tanrılar icad etti. Bugün para, makam-mevki, kariyer, şöhret, itibar… insanoğlunun baş belası olduğu gibi, aile yaşantısındaki huzurun ve mutluluğun da en büyük düşmanı haline gelmiştir. Sadece bir örnek vermek yeterlidir sanırım: Özellikle son yıllarda hemen her kesimde rastlanan anne-baba-çocuklar arası iletişim problemlerine kaynaklık eden en önemli faktör, "daha çok kazanma" dürtüsüne mağlup olan babanın, eşi ve çocuklarından esirgediği eş ve baba ilgisidir. Neticede "para" kazanılmaktadır, fakat ailedeki "huzur" kaybedilmektedir!..

Hz. İbrahim'den bahseden ayetleri ele almaya devam edelim. Onun "ağırbaşlı, yumuşak huylu ve varlığını Allah'a adamış biri olması" yanında "yüreği yanık/içli" diye tercüme edebileceğimiz "Evvâh" vasfına da sahip olduğunu bildiren ayetler vardır. (Bkz. Tevbe, 114; Hûd, 75).

Bu ayetler ise onun birkaç güzel huyu bir arada barındıran bir karakter sahibi olmakla da örnek kişiliğine vurgu yapmaktadır. Çünkü "Allah'ın Dostu" olma vasfını kazanan o yüce peygamber hem ağırbaşlı ve yumuşak tabiatlı hem de tam bir teslimiyetle Allah'a yönelen dertli biridir. Yüreğinde taşıdığı merhamet, onu içli biri haline getirmiş, hem babasının hem de neslinin hidayeti hususunda onu "dertli" kılmıştır. Allah Teâlâ işte onun bu vasfına da dikkatimizi çekerek, sonradan gelen müminlerin, "Halilurrahman" olan bu peygamberden kişilik özellikleri devşirmemizi istemektedir bizden… Yakınlarının, yeni yetişen neslin, toplumunun ve tüm insanlığın "inançsızlık" derdini kendine "dert" edinmesi istenmektedir bizlerden…

Son olarak, Hicr suresi 51. ayetinde olduğu onun "misafirperverliği" anlatılmaktadır bizlere… Evine gelen her bir misafiri, Allah'ın gönderdiği değerli bir hediye olarak kabul eden, evinin dört tarafına da birer kapı yerleştirip, gelen misafiri kapıyı arama zahmetinden kurtarmayı düşünecek kadar hassas biridir Hz. İbrahim… Bu özelliğiyle, sonraki nesiller arasında adı hayırla anılan ve "Halil İbrahim Bereketi" söylemine kaynaklık eder bir cömertliğin, misafirperverlik ve bereketin timsalidir Hz. İbrahim… Bu yüce peygamberin hayatından önemli bir kesit olan misafirperverliğe dair yaşanmış hatıraları okuyarak bilgi sahibi olmak ve artık gittikçe azalan "misafiri sevmek/değerli bulmak/Allah için ağırlayıp gönlünü yapmak" anlayışını ihya etmek zamanıdır, bu zaman… Özellikle büyük kentlerde artık "misafirliğe gitme/misafir kabul etme" düşüncesinin yok olmaya yüz tuttuğu şu ortam, en çok yetişmekte olan nesillerimizin asosyal ve içine kapanık biri olmasına, insanlardan izole edilmiş sanal dünyalarında yaşayan kişiler haline gelmesine sebebiyet vermektedir, unutmayalım…

Bir baba olarak Hz. İbrahim'den örnekler aktarmaya devam edeceğiz. Gelecek yazıda buluşmak üzere, huzurla kalınız…

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN