Arama

Bir dönüş, bir başvuru, bir kurtuluş imkânı olarak

Bir dönüş, bir başvuru, bir kurtuluş imkânı olarak Berât Gecesi…

Sabahın ilk saatlerinden itibaren, Fikriyat.com sayfasında detaylı bir şekilde hazırlanmış, bilgilendirici ve eğitici şekilde dizayn edilmiş bir dosya ile Berat Gecesi hakkında doyurucu bilgiler yayınlanmış durumda… Ancak bu dosyanın varlığı, böylesine "özel" bir geceye dair yazılacak ve paylaşılacak diğer yazılara bir engel teşkil etmeyecektir kanaatindeyiz.

Allah Teâlâ'nın yarattığı her yeni gün, mümin için kıymetli ve değerlidir. Çünkü o gün, Rabbinin rızasını kazanmayı hedefleyen mümin için yeni bir fırsat ve imkân sunar. Ama bazı zaman ve mekânlar vardır ki, bu fırsat ve imkân çok daha yoğun bir şekilde hissedilir, müminin gönlünde… Bir kandil gecesi ya da bir cami köşesi… Bir bayram sabahı veya bir kabristandaki selvi gölgesi… Bir Arafat Vakfesi ya da bir tavaf esnası… Kısacası insan, bazı zaman ve mekânlarda farklı manevi duyguları hissetmeye hazır bir yeteneğe mâliktir; bu da ona üflenen "İlahi Nefha"nın bir eseridir…

İşte böylesine özel bir gecenin arefesindeyiz… Bugün yine mübarek günlerden biri olan Cuma'yı idrak ederken bir de akşamında bir başka güzelliği lütfedecek bize Yüce Mevlâmız…

Bu gece, mübarek geceler içinde Kadir Gecesi'nden sonra fazilet bakımından en yüce değere sahip olan Berât'ı idrak edeceğiz inşâallah… İşte aşağıdaki satırlar bu geceye, "bir dönüş, bir başvuru ve bir kurtuluş imkânı" olarak nasıl bakılabileceğine dair bir yazı olmaya taliptir…

ÜÇ AYLARDAKİ KANDİLLER VE BERAT

Receb, Şaban ve Ramazan ayları, kültürümüzde "üç aylar" olarak şöhret bulan maneviyat dolu bir mevsimdir. İçinde bazı mübarek gün ve geceleri kapsayan bu zaman dilimi, kandiller olarak bildiğimiz Regâib, Mirâc, Berât ve Kadir geceleriyle adeta Allah'ın rızasına nail olmak, O'nun hoşnutluğunu kazanmak için çıkılan yolculukta verilen molalar gibidir. Daha doğrusu, bir kontrol, bir tedarik ve bir ikmal durakları hükmündedir. Zira her bir kandil, kelime anlamından yola çıkacak olursak, sanki yolumuzu aydınlatan bir ışık, noksanlarımızın farkına vardığımız bir kontrol merkezi ve Allah'a bir "güzel kul" olma arzusuyla çıkılan bu yolculukta, azıklarımızı tedarik ve ikmal ettiğimiz bir istasyon gibidir.

Receb ayının ilk gecesiyle başlayıp Ramazan Bayramı'nın ilk gününün sabahıyla sona erecek bu maneviyat dolu mevsimin, bu akşam bir başka kandiliyle aydınlanacak gönüllerimiz... Şimdi geliniz, kültürümüzde, "Berât Kandili" olarak anılan bu geceyi tanımaya çalışalım…

BERAT KELİMESİ NEREDEN GELMEKTEDİR?

Dilimize Berât olarak yerleşmiş bulunan bu kelimenin aslı "Berâet"tir ve Arapçadan gelmektedir. Aynı zamanda hukukî bir kavram olarak "berâat etmek" tabiriyle, dilimizde de kullanılmaktadır. Peki hangi anlama gelmektedir berâet?

Berâet, "Herhangi iki şey arasında bir ilişki ve alakanın bulunmaması; ya da kişinin herhangi bir yükümlülükten/yükten kurtulması" anlamına gelmektedir.

Kelimenin bu anlamı sebebiyle ve Şaban ayının on beşinci gecesinde, "Allah'ın engin rahmeti ve affı ile müminleri bağışlaması" ve onları günah yükünden kurtaracağına inanıldığı için bu geceye denmiştir. O halde diyebiliriz ki, bu gece öncelikle günahların yükünden "bir kurtuluş gecesi"dir… Ruhumuzu sıkan, vicdanımızı sızlatan ve gönlümüzü daraltan günahlarımızdan…

BU GECENİN BAŞKA ADLARI NELERDİR?

Berât Gecesi için kaynaklarda, "Leyletün Mübareketün (Mübarek Gece)", "Leyletü'r-Rahmeh (Rahmet Gecesi)" ve "Leyletü's-Sak (Belge Gecesi)" ifadeleri vardır. Bunlar onun, müminler için ifade ettiği değere dikkat çekerler aynı zamanda… Çünkü bu gece, Allah'ın rahmet nazarlarıyla mübarek kılınmıştır. Bu gece, affın ve bağışlamanın coşkun bir hal aldığı rahmet gecesidir. Yine bu gece manevi kurtuluş beratlarının alınmaya hak kazanıldığı ve bu beratların manevi belgelere dönüştüğü gecedir…

BERAT: ALLAH'A YÖNELİŞİN, O'NUN AFFINA SIĞINMANIN GECESİ

Allah Teâlâ'nın engin rahmetini, affını ve mağfiretini ifade eden nice isimleri ve sıfatları vardır. O Ğaffar ve Ğafûr'dur. Settâr ve Tevvâb olan da yine O'dur. O'na dönen, O'na yönelen kullarını boş çevirmeyen, bağışlanmayı dileyen kullarını affedip bağışlayan, günahlarından arındırıp ruhlarını temizleyen, vicdanlarını rahatlatan ve ruhlarını huzura kavuşturan da yine O'dur… İşte bu gece bu engin rahmetin, tam bir coşkun sel haline geldiği gecedir. Belki de bu durumu bizim anlayabileceğimiz hale getirmek amacıyla Sevgili Peygamberimiz (sav) bir örnekle açıklıyor ve buyuruyor ki: "Allah Teâlâ, Şâban'ın on beşinci gecesinde rahmetiyle dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi affeder, bağışlar."

Hadiste bahsi geçen kabile, hayvancılıkla uğraşan ve sayısı bilinmeyecek kadar koyun sahibi olmakla meşhur bir kabiledir. Her bir koyunun üstündeki kıl sayısı da bu affın büyüklüğünün sınırlarını anlamamıza imkân tanımaktadır.

O halde, büyük bir ümitle Allah Teâlâ'ya yönelişin adı olmalıdır bu gece… Affına ve merhametine sığınışın, günahlardan pişmanlığın adı… Engin rahmetiyle bizi de affedeceğine inancın adı olmalıdır aynı zamanda… Tevbe ve istiğfarın, secdelerle süslendiği, Kur'an kıraatiyle desteklendiği bir gece… Nihayet seher vaktinde yenilecek sahur yemeğiyle Allah için oruca niyetlenerek taçlandırılacak bir gece… Görebilseydi eğer gözlerimiz, Berat Belgemizin adımıza yazıldığını görebileceğimiz bir gecedir, bu gece…

Geceniz mübarek, kandiliniz Berât vesilesi olsun efendim…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN