Arama

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın…

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın…

"Bu Kur'an, insanlar için bir açıklama, takva sahipleri için de bir hidayet rehberi ve öğüttür. Gevşeklik göstermeyin ve üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmış iseniz şüpheniz olmasın ki, en üstün gelecek olan sizsiniz. Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, biliniz ki o topluluk da benzeri bir yara aldı. Bugünleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz. Çünkü Allah gerçek müminlerin belli olup ortaya çıkmasını ve yaşananlara şahitlik etmelerini istemektedir. (Şunu da bilin ki) Allah zalimleri sevmez." (Ali- İmran,138-140)

Yazımıza serlevha olan bu ayet-i kerime, içinde bulunduğumuz gündeme dair bizim için elimizden tutan ve yol gösteren bir kılavuz âdeta…

Tutuklu bir papazı bahane ederek ülkemize karşı ABD'nin başlattığı saldırı ve uygulamaya koydukları vergi müeyyideleriyle, açılan bir ekonomik savaş ile karşı karşıyayız…

Bir iktisatçı değilim. Dolayısıyla yaşananlara dair iktisadi analizler yapacak değilim. Ancak bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak, hasbel kader kalem-kelam ile meşguliyeti olan bir ilahiyatçı vasfıyla sizlerle paylaşmam gereken hususlar olduğu kanaatindeyim. Bu yazı işte bu maksatla kaleme alınmıştır.

Değerli okuyucum.

Yazımızın başında mealini verdiğimiz ayet-i kerimedeki bazı ifadeler, savaşından sonra müminler için bir teselli mahiyeti taşımaktadır. Ancak öncesindeki ayetlerle konuya başlamamızın bir sebebi vardır. Zira Rabbimiz Teâlâ, 'in tüm insanlar için hakkı batıldan; doğruyu yanlıştan ayırt eden, açıklayan ve doğru yola ileten bir kitap olduğunu, özellikle takva sahipleri için ise bir hidayet rehberi ve ibret alınıp hisseler çıkarılabilecek bir öğüt olduğunu bu ayetlerde ifade buyurmaktadır. Adeta Yüce Mevlâ, "Ey insanlar! Kur'an'ın kadrini bilin. Onun açıklamalarına kulak verin… Ey kulluk şuuruna sahip takva sahipleri! Sizi doğruya, güzel ulaştıracak olan Kur'an'dır! Size her zaman ve zeminde rehberlik edecek, öğütler verip hidayete ulaştıracak olan da odur!.." diye ferman buyurmaktadır. Bu bilgilendirmeden sonra sarsıcı ve mümini adeta "kendine getiren" bir uyarı geliyor: "Sakın gevşeklik göstermeyin, üzüntüye de kapılmayın… Eğer inanmış iseniz, şüpheniz olmasın en üstün gelecek olan sizsiniz." İnanmış olmak! Kadir-i Mutlak olan Alemlerin Rabbi Allah Teâlâ'ya inanmak… İnanmış olmak! Her şeye gücü yeten, dilediğini dilediğine veren ve dilediği zaman çekip alan bir azamet ve kudretin sahibine, "Sen bana yetersin!" diyebilmek…

Eğer böyle bir imana sahipseniz, ne gevşeklik gösterin ne de üzülün… Sarılın yeniden sıkıca, yapmanız gereken işlere… Üzüntüyü bir kenara bırakın… Tasalanmayın; kazanacak olan sizsiniz, üstün gelecek olan da sizsiniz hem de "en üstün"… Yeter ki, inanmış olun, mümin olun… Yeter ki, "Lâ gâlibe illallah" fermanının sırrına vâkıf olarak, Allah'tan başka gâlip ve üstün olmadığına şehadet edin… Bilin ki, işte O "Hâkimlerin Hâkimi", sizin vekilinizdir, sizin yanınızdadır!..

Ayetler, 'a bir tesellide bulunuyor ve Uhud'da yaşadıklarından dolayı bir yara almış olsalar da bunun benzerini müşriklerin Bedir'de yaşamış olduğunu hatırlatıyor ve Rabbimizin şu fermanıyla teselli devam ediyor: "Bu günleri biz insanlar arasında böylece döndürüp duruyoruz."

Yani sınanma, bazen müşrikler, inkârcılar, münafıklar için bazen de müminler içindir. Günler, zaman içinde çeşitli sınavlar getirir, insanlara… Sınavın muhatabı mümin de olabilir, bir başkası da… Esas mesele, bu dünya hayatında "korku, açlık, malı-mülkü, sevdiklerini ve ürünlerini kaybetme" şeklinde gerçekleşebilecek sınav türlerinden biriyle "mutlaka bir sınava tabi tutulacağımız" gerçeğini unutmamaktır. (Bkz. Bakara, 155) Yine esas mesele şu ayet-i kerime'deki, "Hasbünallah" sırrına vâkıf olabilmektir!

"Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı asker topladılar, aman sakının onlardan!" dediklerinde bu onların imanını kat be kat artırdı. "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!" dediler." (Al-i İmran, 173)

Sanki günümüzü anlatan tazelikte ve güncellikte olan bu ayet, bize okyanus ötesinden başlatılan saldırıda adeta "içerideki düşman" gibi vazife görenleri, buna benzer söylemlerde bulunan yazar-çizerleri hatırlıyor.

Zulüm, adaletin zıddıdır. Zulümle âbâd olunmaz! Ve Allah zalimleri sevmez!.. Allah'ın sevmediği, hazzetmediği, hakkı olmayanı almaya kalkan ve hakkı olandan esirgeyen her bir zalim asla iflah olmaz ve kurtuluşa eremez! Kur'an-ı Kerim bu gerçeğe pek çok ayette işaret eder.

Bir kez daha ifade edelim ki, açık ve net bir saldırılar silsilesi ve ekonomik savaş ilanıyla muhatabız. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık müdahalelerinde ve en son 'da bu ülkeyi ve bu milleti diz çöktürmeyi başaramayanların son saldırısıyla karşı karşıyayız.

Ümmet-i Muhammed'in göz bebeği ve ümit ışığıyız. Yeryüzünün yoksullarına, fakirlerine; mağdurlarına, mazlumlarına kol kanat geren; 3 milyon 580 bin Suriyeli muhacire, mülteciye kucak açan, dualarını alan bir ülkenin insanlarıyız. Dünyada en çok ve en yaygın kurban organizasyonuyla kalplere dokunan, barakalara ulaşan, kulübelere sevinç ve mutluluk taşıyan bir milletiz. Her şeyi gören ve bilen Allah Teâlâ bizi de halimizi de; müttefik görüntülü hasımlarımızı ve düşmanlarımızı da elbette görüyor ve biliyor!.. Yeter ki O'na hakkıyla ve gereği gibi iman edelim! Yeter ki, O'nun bize gönderdiği mesajını, yani Kur'an-ı Kerim'i doğru "okuyalım". Sıkıntılarımıza çözüm, dertlerimize çare, sorularımıza cevap bulacağımızdan şüpheniz olmasın.

Ve şüpheniz olmasın! En baştaki ayetlerin bize verdiği bilgilerin özetidir; bu ülkeye, bu millete liderlik eden, bu Devletin Başkanı'nın: "Biz kazanacağız!" sözü…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN