Arama

duâlarının önemi: Ne istediğinin farkında olmak!..

Tavaf duâlarının önemi: Ne istediğinin farkında olmak!..

Değerli okuyucum.

Geçen yazımızda da ifade ettiğimiz üzere, Arz'ın Kalbi'nden; yeryüzünün katındaki en değerli ve mukaddes beldesinden hitab ediyoruz sizlere… 'ta ibadet etmekte olan vatandaşlarımızla birlikte; gönlünde, "'in derdiyle dertlenen ülke" 'nin sevgisi olan nice mümin kardeşimizin, ordumuzun nusret ve zaferi için dua ettiklerine şahid oluyoruz. İnanıyoruz ki, yeryüzündeki mazlum ve mağdur nice müminlere el uzatan ülkemiz de şanlı ordumuz da bu duaların manevi desteğiyle çıktığı yolda mahcub olmayacaktır. Biz de Kadir-i Mutlak Mevlâmız'dan niyaz ediyoruz. Rabbimiz, vatanımızın ve milletimizin huzuru için "düğüne gider gibi" cepheye koşan Mehmetçiklerimizi, melekleriyle ve manevi ordularıyla desteklesin; el-Hafîz (c.c) ism-i celiliyle korusun ve Şanlı Ordumuzu mansur ve muzaffer eylesin.

Aziz okuyucum.

Sevgili Peygamberimizin (sav) hadislerini toplayan kaynaklar arasında, Efendimizin farklı zamanlarda yaptığı duaları bir araya getiren koleksiyonlar da vardır. Sözgelimi, ünlü muhaddis İmam en-Nevevî'nin Kitâbü'l-Ezkâr adlı eseri bunlardan biridir. Bu tür eserler, (sav) Efendimizin yaptığı bu duaları, "el-Ed'iyetü'l-Me'sûre" başlığı altında, yani Peygamberimize ait olan ve kaydedilerek Asr-ı Saâdet'ten günümüze kadar gelen dualar olarak zikrederler. Biraz sonra aktaracağımız ve esnasında yapılan dualar da işte bu özelliğe sahip dualardandır. Ashâb-ı Kiram'ın, ve ibadetleri esnasında dikkatle izledikleri Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimizden bize aktardıkları en değerli hatıralardır aynı zamanda…

Her biri derin manalar içeren, kulun Rabbinden en samimi duygularla istekte bulunduğu ifadeler olarak göze çarpan bu dualar yanında tabii ki, her bir tavafta şahsi dilekler de bu dualara eklenebilir. Ancak, duaların en çok kabule şâyân olduğu bu makamda, "ne istediğinin farkında olmamak"; herhalde en büyük mahrumiyet olsa gerek!.. Hangi sebeple bu yargıya vardığımızı sorduğunuzu duyar gibiyim. Anlatayım… İlk olarak mukaddes topraklara geldiğimiz 1980'li yıllarda, ülkemizden umre maksadıyla gelen müminlerin "hazırlıksız" ve "motivasyon eksikliği" içinde gelişleri dikkatimizi çekmişti. Bizim bu halimize karşılık Malay ırkına mensup Malezya ve Endonezyalı Müslümanların ellerindeki rehber kitapçıklardan tutunuz, bireysel olarak sergiledikleri tavır ve davranışlarıyla bu ibadete ne kadar "hazır" oldukları da bir o kadar hayret vericiydi. Aradan geçen zaman otuz yılı aştı. Ama doğrusu, bugün bahsini ettiğimiz ülkelerin insanları, bu kez teknolojinin nimetlerinden faydalanarak (rehberlerini rahatlıkla duyabilecekleri kulaklıklar takmak suretiyle) kendilerini daha fazla donanımlı hale getirmişken, ülkemizden gelen kardeşlerimizin durumunda çok fazla bir şeyin değişmediğini üzülerek müşahede etmekteyiz. Acı gerçek tüm netliği ile karşımızda hâlâ duruyor… Zira, bu mukaddes yolculuk için maddi anlamda tüm hazırlıklarımızı yaparken, manevi hazırlıklar yönüyle çok gerilerdeyiz maalesef… Şahsi gözlem ve tespitlerimize dayanarak ifade edebiliriz ki, Haccın ve Umre'nin önemli bir kısmını teşkil eden duaları, mübarek topraklara ve mukaddes mekanlara gelmeden önce açıp okuyan, anlamaya çalışan, içselleştiren ve kendine mal eden; dahası, "O eşsiz makamda, başka neleri istemeliyim Rabbim'den?" diyen umreci veya hacı adayı kardeşlerimizin sayısı son derece azdır. Böyle olunca, Haccın ve Umre'nin önemli bir unsuru olan Tavaf, ya başlarındaki görevli rehberin söylediklerinin kuru ve yarım-eksik bir tekrarı; ya da eldeki kitapçıktan yapılan "metin okuması"yla gerçekleştirilen ve sıradanlaştırılan bir faaliyet haline dönüyor… Halbuki Allahümme Lebbeyk diyerek gelip 'e girmek; Tavaf'taki ummanın bir damlası olabilmek eşsiz bir ayrıcalık olduğu gibi, aynı zamanda, âdeta ev sahibinin misafirine sağladığı "dile benden ne dilersen" ortamıdır. Çünkü, Ev'in sahibi, Âlemlerin Rabbi olan Celil ve Kerim Allah Teâlâ'dır ve Yüceler Yücesi Mevlâ, "Buyur Allah'ım. Emrine âmâdeyim. İşte geldim. Buyur!" diyerek gelen her bir kuluna, "Şimdi sen iste benden ne istiyorsan, ey kulum" demektedir!..

Ecdâdımızın güzel bir ifadesi var: "Önce tekke; sonra Mekke…" Maksat, çok veciz bir şekilde söylenmiş. Manevi terbiye ve manevi hazırlık olmalıdır ki, çıkılan bu mukaddes yolculuktan arzu edilen ve beklenen fayda elde edilebilsin. Bu sebeple, tam da burada şu uyarıyı yaparak bugünkü yazımıza son vermiş olalım. Tavafın tadına ve lezzetine ermek isteyen bir mümin, bu duaları defalarca okumalı ve âdeta içine sindirmelidir. O vakit, Tavaf zamanı gelince bu okuyuşuna duygularının da gözyaşlarının da eşlik ettiğini görecektir.

Bir sonraki yazımızda Tavaf Duaları'nda buluşmak üzere sağlıcakla kalınız efendim…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN