İnsan ilişkilerinde en çok dikkat edilmesi gereken nokta!
1990 yılından beri Diyanet İşleri Başkanlığı'nda vaize olarak görev yapan Fatma Bayram, Türkiye Diyanet Vakfı'na bağlı Kadın ve Aile Vakfı'nın organizasyonluğunda "Kur'an'da insan ilişkileri" konulu dersler yaptı. Sizler için bu derslerden notlar derledik. İşte bu derslerin birinci bölümünden hayatımızı iyileştirecek notlar..
Üsküdar Baş Vaizi Fatma Bayram, insan ilişkileri konusuyla uzun yıllar çalışmalar yaptı. Farklı kaynaklardan araştırdığı konu üzerine çeşitli konferanslar verdi. Yeni dönem ile birlikte gelişen canlı dersler serisinin ilkinde yer alan önemli notları sizler için çıkardık.
İlk derste Kur'an'da insan ilişkilerinin temel kavramları üzerine duruldu. İşte notlar:
▶ "İnsan ilişkilerinin insanın ahlak ve karakteri üzerine inşa edilir. Mesela ilkokulda öğretmenseniz, o yaş çocuğunun bütün özelliklerini çok iyi bilmelisiniz. Beklentilerini, problemlerini, onların dikkatini nasıl toplayacağınızı, ne yaparsanız dikkatlerinin dağılacağını çok iyi bilmelisiniz."
▶ "İnsanlar yaşadıkları problemin kendilerinden kaynaklı olduğunu düşünmüyorlar. O problemde kendilerinin de payı olduğunu düşünmüyorlar. Hatta doğrudan doğruya kendilerinden kaynaklanmış olabileceğini hiç düşünmüyorlar. İçimizde var olan savunma mekanizmaları irademiz dışında çalışıyor. Çünkü ruh sağlığımızı korumak için kendimizi haklı bulmak zorundayız. Dolayısıyla ben bir problem yaşıyorsam; çocuğumla, akrabalarımla, iş arkadaşımla tabii ki bu problemin kaynağı karşı taraf diye düşünüyoruz. "Karşımızdaki kişinin kendini değiştirmesi gerek" diye düşünülüyor. Yani "benim yapabileceğim hiçbir şey yok" deniyor. Soruyu sorarken "değiştirmek" kelimesi çok kullanılıyor. "Karşımdaki kişinin kendini değiştirmesi için ne yapmalıyım?" "Ne yapsam karşımdaki kişi değişir?" şeklinde sorular geliyor. Bir ilişkide ilk bakmamız gereken kendimiziz. Evet, iki kişi var. Ama bu ilişkinin tarzını belirleyen şey benim ahlakımdır. Benim karakterimdir."
▶ "Diyelim ki karşınızdaki kişi bir meselede %80 hatalı, siz %20 hatalısınız. Karşımızdakinin hatası çok olunca kendi hatamızı görmüyoruz. Bütün gücümüzü "nasıl hatasını fark ettirebilirim, nasıl kendisini düzeltmesine yardım edebilirim" sorularına harcıyoruz. Halbuki bize insan ilişkileri üzerine ve insan karakteri üzerine çalışanların hepsi bize şunu söylüyor: "Bizim bir başkasını değiştirme oranımız sıfıra yakındır"
▶ Kişi ancak kendisini değiştirebilir. Bir başkasını manipüle ederek değiştirmek çok sağlıklı değildir. Uzun sürecek ilişkilerde manipülasyon ciddi zararlar verir. Kur'an-ı Kerim'de Allah (CC) bizden herhangi bir insanı değiştirmemizi istiyor mu? Tam tersine bize diyor ki "sen istediğin kişiyi hidayete erdiremezsin, Allah hidayet verir" diyor. İnsanların imanının ve kötü davranışlardan vazgeçmesinin Peygamberimizin (SAV) elinde olmadığı Kur'an'da vurgulanıyor.
▶ "Ben %15 hatalıyım, karşımdaki %85 hatalı. Peki ben ne yapacağım? Bize denen şu, sen kendine düşen %15'yi değiştirmeye çalışacaksın. Bu aslında bizi de geliştiren bir şey, orayı da görebiliyorsunuz değil mi? Yani ben bir ilişkiyi düzeltmeye çalışırken aslında kendi nefsimin de tekamülüne uğraşmış oluyorum. Mesela, çocuğumuzla ilişkimiz kötü gidiyor, çocuğumuz tembel, çalışmıyor, sorumluluk üstlenmiyor, yaşı kaç olmuş hala yatağını toplamıyor, uyanamıyor, okula özen göstermiyor vs. Peki bizim hatamız ne? %15'lik kısım ne olsun? Sesimizi yükseltiyoruz çocuğumuza mesela, biz kendimize düşen o %15'i değiştireceğiz. Bunu değiştirirsek karşımızdaki insanda %40 %50'lik bir değişime sebep olabilir. Sizin o küçük hatanız karşınızdaki insanda nelere sebep oldu, neyi yıktı? Neyi yıktı da onun arkasından domino etkisiyle başka şeyler meydana geldi bunu bilemiyoruz."
▶ "Her şeyde ben suçluyum, gene ben yanlış yaptım, benim yüzümden bu ilişki kötü gidiyor" derecesinden kendimizi suçlamamız, kendimize karşı böyle davranmamız adil değil. Sadece burada "ben neyi yanlış yapıyorum" diye bakıp onu değiştirmemiz gerekiyor. O zaman sonucun ne kadar, biraz sabırla inanılmaz ölçüde değişeceğini göreceğiz. Hiçbir ilişki %100 düzelmez ama yürütülebilecek seviyeye geleceğini göreceğiz. Bizim kendimize odaklanmamız gerekiyor. İnsan ilişkilerinde sorun yaşıyorsak önce kendimize bakmamız gerekiyor.
▶ "İnsan ilişkilerinin malzemesi biz kendimiziz. Kendi ahlakımız, kendi karakterimiz, kendi yaklaşım biçimimiz. Sesiniz nasıl, insanlara nasıl bakıyorsunuz, anlayışlı mısınız, eleştirel mi bakıyorsunuz, bunları düşünmemiz gerekiyor."
▶ "Kalem Suresi'nde benim anlattığım bölüm vardır. Özellikle gençlere en az bir kere mutlaka anlatılması gerektiği kanaatindeyim. O da 8. Ayetten 11.ayete kadar Rasulullah'ın (SAV) şahsında hepimize arkasından gidilmeyecek insan tiplerini sayıyor. "Bunların sakın arkasından gitme, bunların peşinden gitme" yani bunları önüne geçirme anlamında. Şu açıdan da çok anlamlı. Kur'an'da başka yerlerde itaat edilmeyecek insan tipi geçiyor ama buradaki ayetlerde peş peşe anlatılıyor."
▶ Kalem Suresini gençlere anlatırken, "çok eleştiren, kusur arayan" kelimesine geldik. "Hemmas" yani "kusur arayan" kelimesine gelince gençlerden biri dedi ki, "aa annelerimiz" dedi. Yani "ben her şeyi mükemmel yapıyorum, çalışkanım, dakikim, her şeyim düzenli, her şey kusursuz ve etrafımdaki insanlardan böyle olmalarını bekliyorum" demek ne kadar adil? Yani kendimizi düzeltmek derken bunlardan bahsediyorum.
▶ "İnsan ilişkileri üzerine yazanlar bir konu üzerinde çok duruyorlar, Stephen Covey, Russel Go ilk aklıma gelen örnekler. Diyorlar ki, bizim insanlar arası ilişkilerde, daha çok böyle piyasa işi kitaplarda teknikler anlatılır. İşte bir yere girdiğinizde "çok canlı bir şekilde selam verin, tokalaşmayı şöyle yapın, konuşurken karşınızdaki kişinin gözünün içine bakın" böyle teknik ve taktikler var biliyorsunuz. Mesela aile ilişkilerinde güler yüzlü olacağız. Bu bir teknik. Ama gözleriniz gülmüyor ya da yapay ve zoraki bir gülümseme. Ya da manidar gülümseme, çeşit çeşit gülümsemeler var değil mi? O gülümsemenin temelinde alçakgönüllü, şefkat, merhamet, iyilik duyguları yoksa o gülümseme yani alay yerine bile geçebilir. Bir gülümseme icabında alay yerine geçebilir. Uzmanlar diyorlar ki, "temelinde iyilik yoksa taktikler bir işe yaramaz" bunu da çok iyi öğrenmemiz, içselleştirmemiz gerekiyor."
▶ Mesela özünde o insanı küçümsemeye devam ediyorsunuz. Ama işte aranızı da düzeltmek için bir hediye aldınız gittiniz mesela. O hediyeyi veriş tarzınıza yansır, o hediyeden bahsediş tarzınıza yansır, yani her halinize yansır.
▶ "Stephen Covey diyor ki, 'duygular konusunda rol yapamazsın, bir alt yazı gibi geçer, ne derseniz deyin, hangi taktiği uygularsanız uygulayın rol yapamazsınız duygular konusunda' Bu nedenle temeldeki iyilik üzerinde durmamız lazım."
▶ "Yani nefsinizi terbiye etmediğinizde, o kalbin, Kur'an'da Rabbimizin bize anlattığı "o insan aceleci, sabırsız, öfkeli, kontrolsüz, tartışmacı, vefasız, nankör" Kur'an'da geçen ifadeler bunlar. Hepimizde var çünkü. Şems Suresinde Allah (CC) diyor ya, "biz insana hem fücuru hem takvayı ilham ettik" yani bizim içimizde azgınlık ve günahkârlık potansiyeli var hem de Allah (CC) saygısı ve takva potansiyeli var. O azgınlık ve günahkârlık potansiyelimizi terbiye edip, eğitip kendimizi tekâmül ettirmediğimiz zaman, istediğiniz taktiği uygulayın, işte çok cömert, nazik olmaya çalışıyorsanız umduğunuz neticeye ulaşamayacaksınız. Çünkü temel malzeme kötü. Yani et bozulmuş. Diğer baharatlarla örtülebilecek gibi değil.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.