Ahmet Rasim'in Şehir Mektupları eserinden alıntılar
Edebiyatımızda yaşadığı çevreyi, şehri, gündelik hayatı yazıya dökme alışkanlığı yaygın olmadığı için Ahmet Rasim'in Şehir Mektupları'ndaki tanıklığı ayrı bir 'değer' mahiyetindedir. Ancak bu mektupların yayımlandığı günlerde ve edebiyat tarihi içinde kazandığı ünde Rasim'in dilinin de büyük payı vardır. Gördüklerini anlatmayı ve en sıradan olayların hikayesini bile dinletmeyi bilen Ahmet Rasim'in Şehir Mektupları eserinden alıntılar derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
"Misafirlik her vakit iyi değildir. Fakat ne çare? Yaz geldi mi insan, şehrimizi kuşatan ve her biri ayrı ayrı bir benzersiz bahar ülkesini andıran gezinti alanlarına gitmek hevesinden de kendini alamıyor."
"Gece yolculuğu gerçekten hoştur. Özellikle kırda pek güzeldir. Şişli'nin Kağıthane üzerine bakan tepelerinin öyle saatlerde aldığı görüntü, korku verici olmakla beraber; hisse, vicdana ayrı bir seyir arzusu getiriyor. Burada karanlık, uzak tepelerin üzerinde otlayan koyunların dikkatli kulaklara kadar gelip sönen melemeleri, kösemenin (koçların) bildik çıngırak sesi, bir garibin kavalı, Kağıthane Köyü'ne inen gecikmiş bir köylünün türküsü gibi sedalar var."
"Trakonya denilen o küçültülmüş ejderha korkunçtur. Onun "Barsam" adında bir başka korkunç türü daha vardır ki sahillerimizde deniz afetlerinden kabul edilir. Dikkat gerekir. Lüfer de bir kere dişlerse o da acıtır."