Arama

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça
Kasım 28, 2017
Ebu Bekir er-Razi’nin Batı Medeniyetine etkileri

İslam medeniyetinin önemli simalarından büyük buluşların sahibi tabib filozof Ebu Bekir er-Razi asrına adını vermiş büyük bir ilim adamı olarak yazdıkları eserleriyle kendisinden sonraki hem İslam dünyası hem de batı dünyasının ilim adamlarını etkilemiştir. Özellikle tıp alanında önemli eserler veren er-Razi'nin buluşları ve hastalıklar hakkındaki teşhisleri tıp dünyasını ve tıp ilmini geliştirmiş ve özellikle çiçek ve kızamık hastalıklarının bulaşıcı oldukları hususundaki buluşu başta Avrupa olmak üzere asırları etkilemiş ve bu alandaki tespitlerine yenilikler ancak yirminci yüzyılda eklenebilmiştir.

Son derece açık bir gerçek olarak görüldüğü gibi ondokuzuncu yüzyıla sanayi devrimine gelinceye kadar Avrupa Tıp Fakültelerinde Müslüman tabiplerin eserleri okutuluyordu. Bundan dolayı da Avrupa tıbbını etkileyen bir çok tabibimiz olmuştur. Burada görüldüğü gibi örneğin er-Râzî yaptığı çalışma ve yazdığı eserleri ile dünya tıp tarihinde ayrı metod ve usuller geliştirmiştir. İslâm dünyasının Galenos'u diye adlandırılan er-Razî'nin aslında Galenos'u çok gerilerde bırakmış bir tabip olduğunu bütün dünya bilmektedir. Galenos'un eserlerinden yararlandığını söyleyen er-Râzî ondan aldığı bilgileri kat kat aşmış ve ona katılmadığı, yanlış bulduğu ve şüpheli gördüğü tıbbi bilgileri "Kitabu'ş-şükûk ala Calinos" adlı bağımsız bir kitabında bir araya getirmiştir. Bu eserde Galenos'u eleştiren er-Râzî, bu Grek tabibi ile Grek tıbbının İslâm tıbbı üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olmadığını ve ilk dönemlerden itibaren Müslüman tabiplerin Grek tıbbındaki yanlışlıkları tespit ettiklerini göstermektedir. Zira er-Râzî'nin dev eseri el-Havî fi't-tıbb'tan anlaşıldığı gibi o tamamen klinik deneyimlerine dayalı ampirik bir tıp ortaya koymuş, bizzat hastalarda gördüğü vak'aların Galenos'un söyledikleriyle uyuşmadığını ispat etmiştir. Bu konularda daha önceki yazılarımızda İslam tıbbının batı tıbbını nasıl etkilediği ile ilgili olarak gerekli bilgileri aktarmıştık.

Doğuda Bağdad'ta Er-Râzî ve batıda Endülüs'ün ilim merkezi Kurtuba'da ez-Zehrâvî ilk defa hayvan ve özellikle kedi bağırsaklarından imal edilmiş ameliyat ipliklerini (Catgut) kullanmışlar, cerahatlerde, derin yaralarda fitil uygulamasını gerçekleştirmiş, çocuk ve kadın hastalıklarından söz etmişlerdir. Eski Grek tıbbında çocuk hastalıkları genellikle kadın hastalıklarının içinde ele alınıyordu. Ama çocuk hastalıkları ile ilgili ilk çalışma er-Râzi'nin bu konu ile ilgili çalışması olduğunu görüyoruz. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi çiçek ve kızamık hastalıkları hakkında er-Râzî'nin yazdıkları üzerine bugün bile yeni bir bilgi eklenmiş değildir. Aynı şekilde Müslüman tabipler ameliyatlarda solunum yoluyla anestezi yapıyor ve bu maksatla hasta derin bir uykuya dalsın diye ona haşhaş vb. uyutucu ilaçlar veriyorlardı. Bu uygulama tıp tarihinde önemli kabul edilen ilklerden birisidir.

Er-Razi, cinsel uzuvlardaki hastalıklarla cinsel temaslardan bulaşan zührevi hastalıklar hakkında bilgi verdiği gibi yine bakir bir alan olan göz hastalıkları alanında da önemli tespitler yapmış ve tıp tarihinde ilk göz ameliyatları ve özellikle katarakt ameliyatları yapmıştır. Kulak burun boğaz ve göz hastalıklarında birçok hususu ilk defa dile getiren ve bu konuları yine ilk defa ele alan tabibin Ebu Bekir er-Razi olduğu görülmektedir. Bunun için de bu gibi tıbbi meselelerde dünya tıp tarihinin ilk mucidi kabul edilir. Er-Râzî tamamen ampirik metotla hareket ettiği için maymunlar üzerinde denemeler yapmış ve asla insanların kobay olarak kullanılmalarına rıza göstermemiştir. er-Râzî'ye göre tabip, hayvanları kobay olarak kullanmalı ve insanlar üzerinde asla deneme yapmamalıdır.

Ayrıca er-Râzî, sahip olduğu kimyevi bilgisini tıpta uygulayan ilk tabiptir. Damıtma yöntemini kullanarak ilaç yapmayı gerçekleştirmiş ve ilaçları, mineral, bitkisel ve biyolojik olmak üzere üçe ayırmıştır. O, kimyevî değil, daima nebatî (bitkisel) ilaçların kullanılmasını sağlamış ve diyet kitapları yazdığı gibi hastalar için çeşitli yemek tarifleri içeren eserler telif etmiştir. Bütün bunlardan yukarıda söz ettik. Onun meşhur tedavi usulü bu gün de aynen uygulanmaktadır: "Gıda ile tedavi etmek mümkün olduğu müddetçe ilaç ile tedavi edilmez. Basit (tek terkipli) ilaçla tedavi mümkün olduğu müddetçe mürekkep (kompleks) ilaçla tedavi edilmez. Tedavi hastalığın ilk günlerinde olmalı ki hastalık kontrolden çıkmadan giderilebilsin" der.

Yine bugün er-Râzî'nin geçerliliği olan bazı tespitleri vardır: O, hastalıkları üçe ayırır: Birincisi kesin olarak tedavi edilebilen günü birlik baş ağrıları ve geçici sıtmalar ve ateşlenmeler. İkinci grup hastalıklar tedavi edilmekle geçebilen fakat tedavi edilmezse müzminleşip tedavisi imkânsızlaşabilen hastalıklar, üçüncüsü ise, kanser, cüzzam vb. hastalıklar olup tabip genellikle bunlar karşısında çaresiz kalır. Buna göre Er-Râzî o dönemde kanser hastalığını tanımakta ve tedavisinin mümkün olmadığını bilmektedir. Yine er-Râzî koruyucu hekimlik ile ilgili önemli tespitler yapmıştır.

Bütün bu alanlarda yazdığı ilk eserler batı dünyası tıp fakültelerinde ondokuzuncu yüzyıla kadar ders kitabı olarak okutulduğu ve resimlerinin Paris tıp fakültelerinde hala duvarlarda yer aldığı görülmektedir.

Ahmet Ağırakça

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN