Arama

Murakamiyi Düşlemek

Sinema tutkunlarının merakla beklediği "" bugün kapılarını izleyicilerine açtı.  Takvimde ise kaçırılmaması gereken önemli bir belgesel yer aldı: / ’yi Düşlemek…

Solucanlara karşı savaşta, bize lazımsın…

!f'te 'kesinlikle izlenmesi gerekenler' bölümünde yerini alan ve yönetmenliğini 'ın üstlendiği bu belgesel, festival boyunca sadece iki kez gösterime girecek. İlk gösterimi bugün olan belgeselin ikinci gösterimi ise 18 Şubat Pazar günü 11:00'de olacak.

Edebiyat, fantezi ve gerçekliğin iç içe geçtiği bu belgeselin odak noktasında, Haruki romanlarını Danca'ya çeviren yer alıyor. Filmin diğer kahramanı ise Tokyo metrosunda Holm'un karşısına çıkan ve çevirmenin dünyasını bir Murakami dünyasına dönüştürmek üzere onu takip etmeye başlayan, iki metre boyundaki dev kurbağa…

, !f'in Sanat Hayat İçindir! bölümünde gösteriliyor. İzleyenlere pekiştirme, henüz izlemeyenlere ise ön bilgi olacak nitelikteki notlarımızı sizinle paylaşıyoruz...

Murakami'yi çevirmek demek; onun yalnız, hülyalı karakterleriyle aynı rüyayı paylaşmak demek midir?

Bir gün karşınıza iki metre boyunda dev bir kurbağa çıkıp sizi izlese ve "Bana inan!" dese ne yapardınız? Muhtemelen inanmazdınız… İşte Mette Holm, karşısına çıkan dev bir hülyanın peşinden Murakami'yi anlamaya gidiyor ve onu düşlemeye çalışıyor. Bir düşün peşinden bu kadar ustaca gidebilen ne kadar insan vardır, muamma; fakat Holm, bunu yaşıyor ve izleyicisine de yaşatıyor.

MURAKAMİ OLMASAYDI HALİMİZ NE OLURDU?

Mette Holm, zarifliğin ve bilgi yüceliğinin fiziksel karşılığı olarak belgeselin önemli bir yerinde rolünü almış görünüyor. Holm'ün yaşadığı gerçek ve hayalin birbirine karışma serüvenini, düşlediği Murakami'ye ulaşma biçimini onunla birlikte izleme olanağı bulmak gerçekten heyecan verici bir serüvene dönüşüyor. Düşünce dünyalarına dalarken, Murakami'nin yalnız ve hülyalı karakterlerininin peşinden Holm ile birlikte sürüklenmek için tek bir hakkınız kaldı, o da 18 Şubat Pazar günkü ikinci gösterim…

"Murakami'nin çoğu hikâyesinde her şey sakin ve gerçekçi bir ortamda sürer; fakat bir anda oldukça garip ve beklenmedik bir şey olur ve hikâyenin tüm atmosferini değiştirir. Sükût ve korku, yazarın öykülerinden çok akılda kalan duygular..."

Belgeselin kısaca konusuna değinirsek;

Haruki Murakami'nin Danimarka'da yayımlanan kitaplarının çevirmeni olan Holm, bir yandan yazarın yalnız ve hülyalı karakterlerinin söylediklerinin en mükemmel çevirisini bulmaya çalışırken, olaylar binlerce saat süren çeviri sürecinde hayatında gerçek ve hayalin birbirine karışmasını konu alan etkileyici belgesele dönüşüyor…

Mette Holm, Haruki Murakami'nin ilk romanı Kaze No Uta O Kike (Rüzgarın Şarkısını Dinle) adlı ilk romanını çevirmeye başladığı günlerde, Tokyo metrosunda yürürken iki metre boyunda dev bir kurbağa onu takip etmeye başlar. Kurbağa, Mette'yi her yerde takip eder, sanki; derin uykusundan uyanarak, dünyayı nefretiyle yok etmeye çalışan dev Solucan'la kavgasına çevirmeni de dahil etmek ister gibidir. Bundan 20 yıl önce, Murakami'nin ismini kimseler bilmezken, Mette ilk Murakami romanını okumuştur. O zamanlar yazarın hayali dünyalarının ileride kendi dünyasını nasıl şekillendireceğini aklından bile geçirmemiştir. O günden beri ise, Danimarkalı okuyucularına Murakami'nin kafa karıştıran ve tartışılan dünyalarını çevirmek için binlerce saat çalışmış, dünyanın her yerinde milyonlarca okuyucunun aklını uçuran hikâyelerle yaşamıştır. Murakami'nin yalnız ve hülyalı karakterlerinin söylediklerinin en mükemmel çevirisini bulmaya çalışırken, Mette'nin dünyasında da gerçek ve hayal birbirine girmektedir.

MURAKAMİ'NİN KELİMELERLE ÇİZDİĞİ YOLU TAKİP EDİYORUM…

Holm, Murakami'nin kelimelerle çizdiği yolu takip ettiğini belirterek, ilk çevirme isteğinin Murakami'nin ilk kitabı, Rüzgarın Şarkısını Dinle ile geldiğini söylüyor. Zaman zaman sahnelerde Holm'ü izlerken gördüğümüz hülya mı gerçek mi henüz anlayamadığımız dev kurbağa da Holm'e bir çeşit mesajlar veriyor:

"Solucanlara karşı savaşımızda sen bize lazımsın… Solucan ki o, her titreşimi hisseder, alır ve nefrete dönüştürür, onlar artık çok tehlikeli…"

ÇEVİRİ OLMADAN YAŞABİLİR MİYİZ?

Belgeselin son anlarında artık gerçeklik ve hayal birbirine karışmıştır, Holm ve izleyici ise bu karışıklığı çözmeye odaklanmaz, aksine daha da derinine inmek için çabalar. Çeviriler olmadan asla yaşanmayacağını dile getiren Holm, Murakami'yi düşleyebilmek ve onu anlayabilmek adına çevirilere ne denli ihtiyacımız olduğunu vurgular. Ve o eşsiz cümle ağzından çıkar:

"Okumak en zahmetsiz çıkılan yolculuktur…"

HARUKİ MURAKAMİ

Haruki Murakami, 'nın 20'inci yüzyıldaki en önemli ve popüler Japon yazarlarından. İlk kitabı "Kaze no uta o kike" (1979) ile "Gunzou Edebiyat Ödülü"ne layık görüldü. Hemen ardından "Hitsuci o meguru Booken"ı yazdı. Bu eserle de "Yeni Yazarlar Noma Edebiyat Ödülü"nü kazandı. Üçüncü kitabı "Sekai no ovari to haado boirudo" da "Tanizaki Ödülü"nü aldı. Onu dünyaya tanıtan eseri "Norvei no Mori"yi (İmkansızın Şarkısı) ise, 1987'de yazdı ve bu eser tam 16 dilde çevrildi.1995'te yayımlanan "Zemberekkuşu'nun Güncesi" ile de bir yıl sonra "Yomiuri Edebiyat Ödülü"nü kazandı. Kendisi Japonya'nın ödüllere doyamayan yazarı olarak da tanımlanabilir…

FİKRİYAT

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN