Arama

Başarılı olan nin akıbeti

Başarılı olan ilk Türk füzesinin akıbeti

Tarihler 19 Eylül 1962 yılını gösteriyordu. Boyu yaklaşık bir metre 33 cm, ağırlığı ise bir kilo 500 gram olan ve üzerinde de Türk bayrağı bulunan bir füze, İstanbul semalarından fırlatılacaktı. Fikir babası Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan 'ydı… Füze denemesi başarıyla gerçekleşti ve Divarcı, Cumhuriyet tarihinin ilk füzecisi olarak tarihe adını yazdırdı. Ama bu durum birilerinin gözünü öyle korkuttu ki, bu başarı bir vatanseverin yıkılmış hayallerinin öyküsü olarak kaldı… Divarcı ve yarım kalan hikâyesini yeniden hatırlayalım. İşte

Umutlu, gururlu ama hazin bir hikâye… Yanıp, kül olmuş, karadumanların arasında kaybolmuş, güzel başlayan her şey gibi yitip gitmiş bir öykü. Bir başarı öyküsü, bir vatanseverin yıkılmış hayallerinin öyküsü…

Boyu: 1 metre 33 cm, ağırlığı: 1 kilo 500 gram, üzerinde de Türk bayrağı...

Türkiye'nin 19 Eylül 1962 yılında İstanbul/Ümraniye'de fırlattığı ilk füzenin adı, 'di. Bu füze denemesi Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan 'nın çalışmalarıyla hayata geçmiş ve başarı ile sonuçlanmıştı. Ancak, nedeni anlaşılamayan bir şekilde Kirkor Divarcı'nın evinde çıkan esrarengiz yangın sonucu tüm projeler kül oldu. Bu olaydan sonra da kimse füzenin kayıp projelerinin üzerine gitmedi. Konuyla ilgili açıklama da yapılmadı, tam anlamıyla üzeri örtüldü.

KİRKOR DİVARCI KİMDİR?

Kirikor Divarcı, Türkiye tarafından üretilmiş ilk başarılı füzenin Bandırma Füze Kulübü ile birlikte mucididir. Bandırma Füze Kulübü çalışmalarını sürdürürken çeşitli yerlerde haberlere çıkmıştır. O da bu haberleri merak edenlerdendir, olayı yerinde görmek için Samsun'a yolculuk yaptığında, Gençlerin önemli işler başarabilecek düzeyde olduğunu görür. 'nin de yer yer desteğini alarak özellikle kendi cebinden finanse ettiği projelerle Gençleri başarıya taşır. Onlarla birlikte çizmeye, okuma ve çalışmaya başlar, onlara çeşitli yardımlar yaparken aynı zamanda konu ile ilgili eğitimler de verir.

İLK FÜZE FIRLATIŞINI GERÇEKLEŞTİRİR

1959 yılında, Bandırma'da lise öğrencileri tarafından, Türkiye'de eşi benzeri görülmeyen bir kulüp kurulur: Bandırma Füze Kulübü. Bu gençler, oldukça kısıtlı imkanlara rağmen hemen işe koyulurlar, hesaplar kitaplar yapılır ve ardından da pratik denemelere başlanır. Liseli gençlerin kurduğu kulübe katılanların sayısı da giderek daha fazla artar. Ve kulüpteki gençler arasında her şeyden vazgeçecek kadar kararlı bir isim vardır: Kirkor Divarcı…

Ermeni asıllı bir Türk vatandaşı olan Divarcı, sırf bu uğurda birçok fırsatı elinin tersiyle iter. Divarcı, nişanlısı ile biriktirdikleri 400 lirayı, füzenin ilk hali için, hiç düşünmeden kullanacak kadar gönül vermiştir bu işe. Projesini önce İstanbul Teknik Üniversitesi'ne onaylatır. Ardından da ile temasa geçer. Ordunun da desteğiyle, ilk füze fırlatışını gerçekleştirir.

19 Eylül 1962... Divarcı'nın, ordunun da desteğiyle hayata geçirdiği projesi, "Marmara-1" adı verilen ve üzerinde ay yıldız olan 1 metre 33 cm'lik, 1,5 kiloluk , semaya çıkar. Deneme atışında 10 bin metre yükselip 150-200 metre uzağa düşer. Bu da, denemenin başarılı olduğu anlamına gelir.

Füze başarısı, gazete satırlarından şöyle okunuyordu:

"...Marmara-1 isimli füze, saat 16:05'de ateşlendikten sonra ilk önce yanlış hesap yüzünden paraşütü açılmamış ve itici kuvvet harekete geçmemiştir. Müteakiben fitille yapılan ateşlemede füze büyük bir gürültü çıkararak göğe doğru hareket etmiştir. 920 metrede infilak ettikten sonra paraşütün daha evvelden açılması dolayısıyla yere düşüp yavaşlamış bu yüzden de yangın çıkmasına sebebiyet vermiştir. Bilindiği gibi bu, yurdumuzda ilk defa kurulan füze kulübünün ikinci denemesidir. Birinci denemede, füze 40 metre kadar çıkmıştı. Önümüzdeki günlerde yapılacak bir denemede füzenin 5 bin metreye çıkacağı tahmin edilmektedir. Bugün atılan füze, bir metre boyunda ve 3 kilo 300 gram ağırlığındaydı."

GÖKYÜZÜNÜ ZORLAYAN "İLK GERÇEK FÜZE"

Bazı teknik başarısızlıklar ve şanssızlıklar olsa da Marmara-I, gökyüzünü zorlayan "ilk gerçek füzemiz" olarak tarihe geçer. Ve bu başarı füze çalışmalarını sürdürenlere de cesaret verir.

Divarcı'nın başka füze denemeleri de olur. () Zaman içerisinde giderek daha da başarılı bir hale gelen füze çalışmaları sonucunda, Bandırma Füze Kulübü'nün İstanbul ve Ankara'da şubeleri açılır. Sonra da hiç durmadan füze gönderilmeye başlanır. Marmara-I ve Marmara-II'yi ve takip eder.

Divarcı'nın umut vadeden çalışmaları ve bu işe gönül vermiş idealist gençler sayesinde, zamanla daha da güzel gelişmeler yaşanır. Örneğin "" isimli bir proje üzerinde çalışılmıştır. Buna göre 4 m, 500 kg ağırlığında olması planlanan füzeyle birlikte, uzaya ilk kez bir canlı gönderilecekti: fare. Aktrüs'ün kapsülüne yerleştirilecek farenin, mikrofilm makinesiyle tüm hareketleri tespit edilmeye çalışılacaktı. Roketin kapsülünün 150'nci kilometrede ana gövdeden ayrılması ve bir paraşütle yavaş yavaş süzülerek içindeki fareyle birlikte yere inmesi bekleniyordu.

Sonra görünmeyen bir el, füze çalışmalarını yapanlara "bitti" der. Ve Kirkor Divarcı'nın evinde çıkan ani bir yangınla, tüm projeler kül olur. Bu olayın üzerine gidilmez ve hala da aydınlatılabilmiş değildir. Deneme alanları kapatılır ve çalışmalar birden bire sonlandırılır. Kısacası, 1959 yılında umut verici bir şekilde başlayan ve 1963'te zirveye çıkan çalışmalar, faili meçhul bir bıçakla kesilir.

Derlenmiştir.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN